Vaka Analizleri

Vaka Analizi: Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un İşbirliği (BİP & Yaay)

Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom CEO’ları bugün yaptıkları bir açıklamayla önemli bir iş birliğine gittiklerini açıkladılar. Buna göre; Turkcell’in geliştirdiği BİP ve Türk Telekom’un Yaay adlı sosyal medya uygulamaları; bu üç operatörün de kullanıcıları tarafından paket tarifesinden yemeden kullanılabilecek. Elbette bu işbirliğinin arka planında yatan faktör Whatsapp tartışmaları fakat böyle bir çalışmanın neden üç firma tarafından da benimsendiği üzerine biraz daha kafa yormak iyi olabilir. Ayrıca, biraz varsayımlarda bulunarak kendimizi o şirketlerin yöneticileri gibi düşünmek de bizi iş dünyasına hazırlayan bir bakış açısı katabilir.

İlk olarak Bip’ten hareket edersek; Bip zaten tüm bu Whatsapp konularından önce de kendine pazarda kaydadeğer bir yer edinmişti fakat halen sıçrama yapmaya ihtiyacı vardı. Her ne kadar kendisini Türkiye’nin ulusal mesaj uygulaması olarak konumlandırmak istese de bu tarz uygulamalarda (en azından Türkiye pazarında) önemli olan ulusal olmasından ziyade en işlevsel, pratik ve popüler olması. Bu nedenle açıkçası Bip her zaman belli bir eşiğin altında kalmıştı. Bununla birlikte, Turkcell’in “teknoloji şirketi olma” misyonundan dolayı Bip her zaman şirket için değerli bir yerdeydi çünkü teknoloji şirketi olma yolunda Bip önemli bir kilometre taşı olma fonksiyonuna sahip. Öte yandan Yaay’ın aktif hale gelmesi de Twitter’ın kapatılma konuşmalarının döndüğü Eylül 2020 tarihini ait. Türk Telekom’un geliştirdiği bu uygulamayla ilgili veri sahibi olmasam da sosyal medyayı düzenli kullanan biri olarak pek bir yerinin olmadığını söyleyebilirim. Peki, BiP ve Yaay’ın internet kotasından istisna tutulması bu operatörlere neler getirir? Amaçlarına ulaşabilirler mi? Ayrıca Turkcell ve Türk Telekom kendi uygulamalarını yaymaya çalışırken, Vodafone neden böyle bir işbirliğinin içinde yer alma motivasyonuna sahip?

Öncelikle, Vodafone’un bu işbirliğinde yer alma sebebi Vodafone Pass uygulamasıyla ilgili keza Vodafone kullanıcılarının bu mobil uygulamaları kotasız olarak kullanmasının yolu Vodafone Pass kullanmaktan geçiyor. Fakat günün sonunda ben üç operatör şirketi için de büyük ölçekli bir faydanın oluşacağını sanmıyorum çünkü bu uygulamaların albenili bir tarafı yok. Peki bu markalar bunu nasıl yapabilirdi? Bence ilk yolu, kendilerini alt markalarla bu kadar fazla konumlandırmamaktı. Çünkü böyle yaptığınızda, o markalara duyulan önyargı, kurduğunuz alt markaya da tesir ediyor. Bunun yerine, bir start-up şirketi olarak ilerleyip sonraki aşamada influencer marketing politikası kurgulamak (+ farklılaştırılmış bir tasarımla birlikte) çok daha iyi sonuçlar sağlayabilirdi. Şu aşamada artık “Whatsapp ve Twitter zararlı, hadi gelin bizim uygulamamızı kullanın” türü bir ilerleme politikası bana çok cazip gelmiyor çünkü sürdürülebilir değil. Neticede siz Whatsapp ve Twitter’ın replikasını üretmiş birer şirket olarak, inovasyon hamleleriniz de onlara bağlı kalacak. Bu ikilinin olmadığı bir ortamda sizin inovasyonu inisiyatif alarak uygulamanız da çok gerçekçi gelmiyor.

Son olarak, akıllara şöyle bir soru gelebilir: “Peki öyleyse Çin ve Rusya gibi ülkelerde bu iş nasıl yapılıyor?” Çünkü bu ülkelerde çok ciddi bir teknoloji izleme ekibi var. Dolayısıyla, bir uygulama daha potansiyel vaat etme aşamasındayken replikası geliştiriliyor ve en az orijinali kadar işlevsel şekilde çalışıyor. Ayrıca tabi, bu ülkelerdeki devlet politikalarından dolayı Whatsapp gibi uygulamaların olmaması da insanları mecburen farklı seçenekler aramaya itiyor. Bu nedenle; iş modeli olarak oraları incelemek yerine Batı’daki örnekleri ele almak daha doğru sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır. Sonuç olarak; co-opetition kapsamında üç GSM operatörünün işbirliği yapması önemli bir gelişme fakat Türkiye’deki tüketici alışkanlıklarını düşünürsek pek olumlu bir sonuç vereceğini düşünmemekteyim.

%d blogcu bunu beğendi: