Çalışma Ekonomisi Genel İİBF

Çalışma Ekonomisi Mezunları İnsan Kaynakları’nda Nasıl Fark Yaratabilir?

Pandemi süreci, belki birkaç yıl sonra göreceğimiz pek çok gelişmenin erkene alınmasını sağladı. Evden çalışma bunların en önemlisi. Zoom gibi platformların yaygınlaşması, hibrit çalışma modellerinin işlevselliği derken bu sistemin de işlevsel olabileceğini gözlemledik. Hatta, “ara geçiş” olarak gözüken bu yöntem, pek çok firma için devam edilebilir olarak da duruyor. Bir Çalışma Ekonomisi mezununun burada fark yaratabileceği nokta ise İnsan Kaynakları tarafı. Burada bir yanlış anlaşılmayı gidermek gerekiyor; bir bölümü bir departmanla özdeşleştirmek yanlış. Elbette pek çok bölümden mezun olanlar İK’da fark yaratabilir. Bu yazıdaki amacımız ise, Çalışma Ekonomisi özelinde bu bölümün mezunlarının nasıl fark yaratabileceğini gözlemlemek. Çünkü bu bölümün mezunları olarak aslında İK’da fark yaratmak için önemli bir altyapınız var.

Bu konuda ilk örnek; çalışanların ve işverenlerin psikolojisini eş zamanlı anlamak. Sizler, bu sürecin iki tarafını da bilen insanlar olarak herkese en uygun çözümleri geliştirmekte uygun roldesiniz. Mesela yönetim kurulu sizden; haftada 3 gün ofise gelinmesini, iki gün ise evden çalışılmasını talep ediyor. Bu durumda bir takvim hazırlarken o iki günü hem çalışan hem de işveren açısından planlamalısınız. Mesela, çalışanların trafikte daha fazla zaman kaybı yaşamaması için Pazartesi ve Cuma günlerini home-office belirlemek bunlardan biri. Hem Cuma günü öğleden sonranın nispeten daha az yoğun olduğunu düşünürsek firma için de faydası daha yüksek bir tercih olacaktır. Ya da şirket personelinin kısa sürede işten ayrılması gibi bir problem gözlemlediniz. Ve bu durum esasında maaş değil, çalışanların orayı kariyer basamağı olarak görememesinden kaynaklı. İşte bu durumda da onlara tekrardan motivasyon sağlayacak olan sizsiniz. Çünkü “çalışan sosyolojisi” anlamında dersler almış biri olarak, onların bir topluluk halinde beklentilerini nasıl yönetebileceğinizi iyi biliyorsunuz.

Tabi burada şöyle bir gerçek de var; dersini aldığınız her konuyu çok iyi bilip onun uzmanı olmanız elbette mümkün değil fakat ilgilendiğiniz alan aynı zamanda sizin dersiniz olursa onun katacağı çok farklı avantajlar olacaktır. Size altyapısal bilgiler sunmanın haricinde, mevcut dijital dünyayla entegre etmek için de size ipuçları sunacaktır. Bununla ilgili ilk olarak, kendinize vaka örnekleri oluşturarak adım atabilirsiniz. Burada, derste gördüğünüz konu başlıklarını uygulayarak yeni çözümler geliştirmeniz mümkün. Örnek oluşturması açısından aşağıdaki iki vaka örneğini çözmeyi deneyebilirsiniz. Bu konuda sorularınız/paylaşmak istediğiniz bir nokta olursa mucahit@payeplon.com adresinden iletebilirsiniz.

VAKA ÖRNEKLERİ: 1) KOBİ büyüklüğündeki şirketiniz, yeni mezunlardan oluşan beyaz yakalılara sahip fakat bu kişiler, 1-2 yılın sonunda şirketten ayrılıp kurumsal firmalara gidiyorlar. Bu da sizin istikrarlı bir sistem kurmanızı engelliyor. Maaş olarak sizin firmanız fena değil fakat gitmelerinin esas nedeni ise kariyerlerini daha iyi yerde geliştirme isteği. Bu konuda siz nasıl bir çözüm geliştirirdiniz? Çalışanların sizin iş yerinizde kalması için nasıl bir motivasyon oluştururdunuz?

2) Normalde şirketiniz, üniversitelerdeki kariyer günlerine katılır ve oralardan kendisine stajyerler ve yeni mezun çalışanlar bulurdu diyelim. Pandemi sürecinde ise bu durum ortadan kalktı. Firmanız oraya harcadığı bütçeyi yine kullanıp, bir şekilde o genç jenerasyona birebir ulaşmak istiyor. Bu insan kaynağı talebini nasıl karşılardınız?

%d blogcu bunu beğendi: