google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Mini Deneme: Başarmak, Peki Ya Sonrası? #Part2

NOT: Bu yazının ilk kısmını, ekteki linkten okuyabilirsiniz.

Yasemin lounge’da oturup uçak vaktini beklerken aklında halen bir takım çıkmaz noktalar vardı. Sahiden, nasıl ve ne ara olmuştu bu kadar şey? Kader neden bir anda böyle bir strateji değişikliği yapmıştı Yasemin’e karşı? Düşünsenize; üniversiteye girdiğiniz bugüne kadar kariyerle ilgili hamlelerinizden dolayı 8 yıldır sürekli eleştirilmişsiniz, hatta en yakınlarınız tarafından bile. Kader de bu eleştirileri haklı çıkartırcasına sürekli negatiflikler koymuştu Yasemin’in önüne. Nitekim Ezgi olmasaydı bu negatiflikler artarak devam da edebilirdi fakat o vardı; Yasemin’in “kurtarıcım” dediği o biricik Ezgi’si. Sadece iş arkadaşı değil, aynı zamanda tutkularının tek yoldaşıydı Ezgi onun için. Tabi Ezgi de Yasemin’e karşı hissettiklerinde benzer minnettarlığa sahipti. Belki de Chtybu* olmasa Ezgi o start-up hayalini başka bir şirkette yaşayacak, sonra da o start-up’ta aradığını bulamayınca kurumsalda bir firmaya girip yaşayıp gidecekti. Açıkçası Ezgi yine kötü şartlarda olmazdı fakat hiçbir yerde de kendisini bu şirkette olduğu gibi ait hissetmezdi.

Peki siz ne dersiniz bu konuda sevgili okuyucular? Acaba Ezgi, yıllardır tutkularının peşinden koşup nice olumsuz olaylara göğüs gerdiği için kader tarafından Yasemin’e gönderilen bir hediye olabilir mi? Belki de kaderin böyle bir işleyişi vardır, ne dersiniz? Hayat ilk başta sınar bizi biraz, türlü türlü olumsuzluklar yaşatır. Böylece o istediğimizi sandığımız şeyi ne kadar istediğimizi sorgulatır bize. Sonrasında da onu gerçekten istediğimizi görünce 1-2 fırsat çıkartır karşımıza. Fakat daha fazlası değil, sadece bir ya da iki fırsat. Çünkü başarılı olmak aynı zamanda uyanık olmayı gerektirir biraz da. Fırsatları görebilmek, çevik kalabilmek ve pür dikkat olmak. İşte Yasemin ilk sınavdan sonra buradaki aşamayı da geçmişti Ezgi sayesinde. Tabi tüm bunları o anda bilmesi mümkün değildi, üzerinden süre geçtikten sonra oluşan noktaları görüp öyle anlayabiliyordu. Gerçi kendisi bunu da Steve Jobs sayesinde biliyordu. “Noktaları ileriye bakarak değil; ancak geriye baktığınızda birleştirebilirsiniz.”

Yasemin yine düşüncelere dalmışken uçağa biniş vaktinin geldiğini bildiren bir sesle irkildi. Bu yaşadıkları nereye gidecek, hayatı nasıl şekillenecek hiçbirini bilmiyordu. Aslında geçmişi de tam olarak bilebildiğini söyleyemeyiz; sadece bir takım varsayımlarda bulunmaktı onun yaptığı. Bildiği tek şey, 28 yıllık hayatının en mutlu zaman dilimini yaşadığıydı. Umduğu şey ise, bu mutlu zaman diliminin, daha da güzel günler için kapı açması.. Tüm bu olumlu düşünceler eşliğinde Berlin yolculuğu için hazırdı; diğer bir deyişle hayatının ikinci bölümünü oluşturacak o ilginç şehir için.

%d blogcu bunu beğendi: