google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel KİŞİSEL GELİŞİM

Mini Deneme: Başarmak, Peki Ya Sonrası? #Part1

Bugün Yasemin’in yeni hayatının ilk günüydü. O artık 10 milyon dolar değerlemeye sahip bir şirketin sahibiydi. Daha önceden de irili ufaklı yatırımlar almıştı fakat onlar Yasemin’in sadece kıt kanaat geçinmesini sağlayan meblağlardı. Bu kez aldığı yatırımla hem kendisi daha iyi bir hayat standardına sahip olacak, hem de işlerini büyütmek için maddi-manevi pek çok desteğe daha kolay erişebilecekti. Çünkü kendisine yatırım yapan Alman VC (Venture Capital-Girişim Sermayesi) firması, Yasemin’in Berlin’e taşındığı takdirde Berlin, Londra, San Francisco gibi girişimcilik ekolü şehirlerle projesini inanılmaz boyutlara getirebileceğini söylemişti. Türkiye’deki melek yatırımcılarla ve mentorüyle konuştuğunda da bunun doğru olduğunu anladı. Tüm bunlar neticesinde artık kararını vermişti, ekibiyle birlikte Berlin’e taşınacaktı. Her şeyin hızlıca olmasını istediği için de bugün Berlin’e gidip ofis yeri bakacaktı. Muhtemelen 1-2 hafta içinde de oraya geçerlerdi.

Kafasında tüm bunları planlarken bir anda geçmişe daldı Yasemin. Bundan tam 9 yıl önce Yıldız Teknik’in kapısından girdiğinde Biyomühendislik okumak adına farklı bir heyecan vardı içinde. Fakat daha hazırlıktayken başlamıştı o kalıplaşan cümleler: “Sen şimdi mezun olunca ne yapacaksın?”, “Kızım bari Hemşirelik okusaydın”, “Türkiye’de tutmaz böyle işler…” ve daha niceleri.. Üstelik bununla da bitmemişti ön yargılar. Mezun olduktan sonra kendi girişimini kurmaya başladığında “Kızım, Mehmet Abine söyleyelim, ilaç mümessili olduğu için bi’ hastanede iş bulur sana. Böyle sıfıra yakın sermayeyle iş kuracağım diye heba etme vaktini” diyen babasının bu sözleri halen kulağında çınlıyordu. Nitekim ilk yılın sonunda halen çalışmalarına yatırım bulamayınca o da benzer hislere kapılmıştı fakat sonrasında Ezgi’yle tanışması onun hayatını değiştiren faktörlerden biri oldu. ODTÜ İşletme’yi bitirip tekrardan ailesinin yanına İstanbul’a geldiğinde ilk yılını bir start-up şirketinde gönüllü olarak ya da çok cüzi bir ücretle çalışmaya ayırmıştı. Açıkçası Ezgi biraz daha şanslıydı, çünkü ailesi nispeten entelektüel insanlar olduğu için dünyada gençlerin yöneldiği bu akımın habercisiydi. Kızlarının nasıl olsa kendisini çekip çevirebilen biri olduğunu bildikleri için bir yılını bu şekilde geçirmesi onlar adına problem değildi. Hem zaten mezun olduktan sonra hippi akımına kapılıp bir yılını bisikletle yollarda geçirenler de onlar değil miydi?

İşte Ezgi bu kararından sonra bir startup sayfasında Yasemin’in ilanını görünce doğru kişiyi bulduğunu hissetti ve açıkçası bunda da yanılmadı. İletişim becerileri sayesinde pek çok yatırımcıyla görüşmeler ayarladı, Yasemin’in ekibiyle birlikte geliştirdiği muazzam projeleri çok iyi şekilde onlara tanıttı. İrili ufaklı ilk yatırımlar da böyle geldi. Tabi dün açıklanan o 10 milyon dolarlık değerlemeye sahip yatırımın gelmesi de yine Ezgi’nin pazarlama yetkinlikleri sayesinde olmuştu. Ayrıca bu çalışmaların sosyal medyada videolar halinde viral olması da yine Ezgi’nin dijital pazarlama becerilerinin bir sonucuydu. İşte bu mükemmel işbirliği, iki başarılı kadın olarak artık oyunlarını globale taşıma imkanı veriyordu onlara.

Yasemin aklından bunları geçirirken Ezgi kapıyı çalıp Berlin’deki yatırımcılarla yaptığı görüşmenin detaylarını aktarmak istediğini söylemişti Yasemin’e. Bugün yapacağı Berlin seyahati öncesinde bunların önemli olabileceğini düşünmüştü Yasemin için. Ezgi bugünkü üretim, AR-GE ve pazarlama toplantılarından dolayı Yasemin’e eşlik edemeyecekti fakat ertesi gün o da gelecekti Berlin’e Yasemin’in yanına. Dekorasyon konusundaki zevkine ve bilgisine güvendiği için Yasemin, Ezgi’yi de yanında istiyordu ofis seçme sürecinde.

Bundan sonrası nasıl olacaktı acaba? Yasemin ve Ezgi, bu muazzam yol arkadaşlığını daha büyük başarılarla taçlandırabilecekler miydi? Şu ana kadar ikisi de hayatlarının en büyük başarılarını yakalamıştı, peki ya sonrası?

%d blogcu bunu beğendi: