Sürdürülebilir Gıda gibi konuların revaçta olduğu bu yıllarda, gıda sektörü tamamen yeni dünya düzenine adapte olmaya çalışıyor. Çünkü, yazılarımızda da vurguladığımız “milenyum kuşağı” şu anda dünyanın tamamında onlarca sektörü şekillendirmeye başladı bile. Daha tüketim alışkanlıkları yeni yeni başlarken bile bu etkiyi yapabiliyorlarsa, ileride yapacakları etkinin boyutunu siz düşünün. İşte bu etkinin gıda sektöründeki karşılığı ise, şimdiki gibi sağlıksız aromalar yerine sürdürülebilir ve insan sağlığına faydalı ürünlere odaklanmak olacak. Badem de bu konuda en iyi opsiyonlardan biri. Bunu özellikle Türkiye için söylüyorum çünkü Türkiye şu anda badem üretiminde en verimli arazilere sahip ülkelerden biri. Özellikle de Akdeniz ve Ege bölgesinde badem üretimi için çok değerli yerlerin olduğunu söyleyebiliriz.

Bademi özellikle vurgulama sebebim ise, sahip olduğu protein ve lif açısından “sürdürülebilir gıda” açısından en uygun kaynaklardan biri olması. Bu nedenle, çeşitli ürün kategorilerinde kullanmak için çok değerli bir potansiyele sahip. Şu anda arz-talep durumundan dolayı fiyatı yüksek olsa da iyi bir tarım-sanayi işbirliğiyle çok daha uygun fiyatlarla üretilebilir. Peki burada Gıda Mühendisi ne yapabilir? Bu işin iki ayağı var aslında. Birincisi, tarım tarafında yer alıp bu ürünü en iyi koşullarda (ve maksimum üretim kapasitesiyle) elde etmek. İkincisi ise badem bazlı ürünlerin çeşitliliğini artırmak. Şu anda nasıl ki badem pilavı ve badem sütü kullanılıyorsa, bu gibi ürün çeşitliliğini artırıp kendi markalarımızın oluşmasında yer alabilirsiniz. Aslında bu ikisi birbiriyle paralel şekilde ilerleyecek. Badem bazlı ürünlerin çeşitliliği arttıkça badem arazileri artacak ve bu iki alan sürekli olarak birbirini besleyecek. Sonrasında Türkiye arazileri bu konuda yeterli kalmazsa da Akdeniz’deki* diğer ülkelerle işbirliği yapılacak ve bölgenin gelişimi için de öncü rol üstlenecek. Tüm bu prosesin ortasında ise Gıda Mühendisleri var. Evet, markalaşma tarafı İşletme ve Endüstri Mühendisliği tarafına yöneliyor fakat o ürünlerin teknik gelişimi size bağlı. Eğer Gıda Mühendisliği eğitimini iyi bir MBA eğitimiyle beslerseniz bu tarz sektörlerin markalaşması ve inovatif ürün gelişiminde çok değerli katkılar sunacağınızı düşünüyorum.

Bu sektörde yer almanın yolları ise birden fazla aslında. Örneğin, ilk aşamada kendi start-upınızı kurup çeşitli bölgelerde ufak çaplı üretimler yapabilirsiniz. Somut sonuçlar aldıkça üzerinizdeki ilgi artacaktır ve daha büyük yatırımlar için avantaj elde etmeniz mümkün. Öte yandan, danışmanlık yapıp firmalara bu konuda yol gösterebilirsiniz. Özellikle de geleceğin tarım politikalarına odaklanmış büyük şirketler, sizin bu konudaki birikiminizden faydalanmak isteyecektir. Ayrıca özel sektörde “yenilikçi tarım politikaları” gibi bir konu üzerinde çalışıp badem bazlı bu tarz ürünler geliştirdikçe Teknik Müdür gibi unvanlarla o departmanı yönetebilirsiniz. Açıkçası hepsi de kendi içinde heyecan verici ayrı alt başlıklara sahip.

No responses yet

Payeplon'a Abone Olarak Güncel Yazılarımızdan Haberdar Olabilirsiniz:

%d blogcu bunu beğendi: