google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Twitter’ın 140 Saniyelik Sesli Mesaj Özelliği ve Markanın Pazarlama Stratejisi

Twitter, dün itibariyle 140 saniyelik ses kaydı paylaşımına olanak tanıdığını açıkladı. Bu özellik ilk başta Apple kullanıcılarıyla başlarken muhtemelen yakın zamanda tüm işletim sistemlerinde aktif hale gelecek. Buradaki kilit soru ise şu; Twitter neden böyle bir deneme yaptı? Buradan neler umuyor. Esasında olaya pazarlama stratejisi olarak bakarsak, Twitter’ın ilk amacı şu anki milenyum kuşağını yakalamak. Nitekim 140 karakterlik yazı limitini 280 karaktere taşımak da bu isteğin bir parçasıydı; aynı şekilde “sesli twit”e geçmek de öyle. 140 karakteri kaldırma sebebi, şu anki milenyum kuşağının kısıtlamayı sevmemesiydi. “Kendi kurallarını kendin belirle” anlayışı da diyebiliriz.Sesli twit özelliğine geçişindeki amaç da, ses ve görsele dayalı yeni dünya düzenine adapte olmak.

Twitter’ın bu adapte olma isteğini anlıyorum fakat açıkçası bu kadarı bana fazla yozlaşma gibi geliyor. Çünkü Twitter’ın kuruluş sürecindeki esas amacı “milenyum çağının bir numaralı uygulaması olmak” değildi. İnsanların kendi aralarında düşüncelerini paylaştığı, kurumların kendi gelişmeleri ve haberlerini aktardığı bir platformdu. Gelinen noktada ise Twitter genç jenerasyona açılmaya çalışırken kendi özünü ve amacını kaybetmeye başladı. Bu durum kendi geleecği için problem, keza Twitter’ı zirveye çıkarıp orada tutan unsur aslında o ilk baştaki kitlesiydi. Tüketim dünyasında milenyum jenerasyonu her şeyi tükettiği gibi Twitter’ı da zaten bir şekilde tüketecek, işte Twitter o zaman bu yozlaşmışlığının  karşılığını pazar payını kaybederek alabilir. Çünkü Twitter ilk başta ihtiyaç yaratmıştı, şu anda ise var olan ihtiyaçları karşılamaya çalışıyor. Maalesef mevcut düzende bu strateji çok işe yaramaz, dijital dünyada zirveye oynamak istiyorsanız trendleri sizin belirlemeniz gerekiyor.

Peki Twitter ne yapabilirdi? Akla yatkın olan en iyi çözüm, bu ihtiyaçları karşılaması için ayrı start-uplar kurup onların pazarlama maliyetini fonlayabilirdi. Örneğin, bugün French Montana ve/veya Luis Fonsi gibi kültleşmeye başlayan isimlerle işbirliğine giderek kendi uygulamasının viralini yapabilirdi. Ayrıca son yılların yükselişte olan “duyguları farklı şekillerde ifade etme kültürü”ne öykünüp bu konuda yeni içerikler geliştirebilirlerdi. (bkz. gifler, tepki ve parodi videoları vs.) Tabi bunu ajanslara bağlı olmadan, kendi startuplarındaki girişimci ruha sahip bireylerle yapmalıydı. Twitter böyle bir operasyonun içine girmekten ziyade kolayını seçip o özelliklerin çok daha pasif halini kendi portalına yükledi ve (bana kalırsa) kendi geleceği için yanlış bir adım attı. İçerik kalitesi zaten azalmakta olan Twitter, bu şekilde eski kitlesini kaybederken yeni jenerasyona da yeni bir şey sunmadığı için onların ilgisini kısa süreliğine çekmiş olacak.

%d blogcu bunu beğendi: