google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Vaka Analizi: Decathlon’un LGBT Paylaşımı ve Günümüzde Marka Kimliği Oluşturmak

Decathlon geçtiğimiz hafta onur ayı sebebiyle paylaşım yapmış ve bu paylaşımla sosyal medyada iki farklı düşünceyi beraberinde getirmişti. Bu düşüncenin ilki, “cesur” davranışından dolayı firmayı tebrik etmek iken, diğeri ise “sapkınlığa eğilim için teşvik” düşüncesiyle eleştirmek oldu. Tabi bireysel kullanıcılar -kendi idealleri ve sosyal medyanın akışı içerisinde- bu tarz yargılarda bulunsa da aslında ikisi de geçerli değil. Yani Decathlon ille de bir kimlik sahibi olacaksa, bu “cesur” ya da “sapkınlığa eğilimli” olamaz; olsa olsa “iyi-kötü”, “başarılı-başarısız” ya da “kâr-zarar eden” şeklinde konumlandırabiliriz. Çünkü günün sonunda Decathlon, amacı sürdürülebilir şekilde kâr etmek olan bir işletmeden ibaret. İşte şirketin bu konudaki paylaşımı da aslında tam olarak var olma amacıyla ilgili.

Bunu şöyle açıklayabiliriz; bazı müşteriler sadece ürün almaya odaklanırken, bazıları da ürün aldıkları firmayla daha farklı bir bağ kurarlar. Onlara, sadece ürün alıp-satan ticari işletme olmanın ötesinde bir anlam yüklerler. Bu bazen de tam tersi olur. Firma, yaptıkları itibariyle müşterisine “biz bir firmadan ötesiyiz” mesajını vererek hikaye oluşturmayı teklif eder. Bu durum, 2000’lerden önce sadece para bağışlamaktan ibaretti. Büyük firmalar, kazandıkları paranın bir kısmını sosyal sorumluluk alanında harcayarak müşteri portföyüyle böyle bir bağ kurmayı denemişti fakat bu o kadar da güçlü bir bağ değildi, zaten buna gerek de yoktu; keza her sektörde belli bir rekabet ölçeği vardı. Sosyal medya dünyasında ise bu ortadan kalktı; artık normal bir birey bile fenomen olup kendi markasını oluşturarak 50 yıllık global işletmeden kaydedeğer bir pasta payı alabiliyor. Bu nedenle öncelikler değişiyor; firmalar kendilerini farklı noktalarda konumlandırmaları gerektiğini hissediyor. Decathlon da bunun bir örneği olarak kendisini “bireysel özgürlükler” alanında yer almak istedi.

Peki buradan yola çıkarak, Decathlon’u övmek ya da yargılamak doğru mudur? Bana kalırsa ikisi de abartılı reaksiyon olur. Kurulduğu yıllarda hippilerle ilgili böyle bir desteğe ihtiyaç duymazdı çünkü bu, firmanın yapması beklenen bir farkındalık çalışması değildi. Bugün LGBT için yapıyor çünkü yeni dünya düzeninde müşteriler arası sirkülasyon çok daha fazla ve ticaret dışı hamleleriniz bile çok kısa süre içinde olumlu pazarlama faaliyeti haline gelebiliyor. Nitekim Decathlon’un yaptığı konumlandırma da (en azından şu anda sahip olduğu ve yayılmak istediği kitle açısından) kendisine, ulaşmak istediği “sürdürülebilir gelir akışı” için önemli bir avantaj sağlamış oldu.

%d blogcu bunu beğendi: