google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Röportaj: Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan ile Kariyer, Teknoloji ve Gelecek

Kendi alanında başarıya ulaşan rol modellerin söyledikleri sözler her zaman çok değerlidir. Çünkü bu söylenen sözler, yılların getirdiği birikimle ve deneyimle söylenmiştir. Bu nedenle o sözlerin ekstra değeri vardır. Biz de bu sebeple kendi alanında başarıya ulaşmış rol modellerle röportajlar yaparak hem kendimiz ilham almak, hem de okuyucularımıza bu ilhamı ve farklı bakış açılarını sunmak istedik. Bu vesileyle, yoğun programı arasında bizi kırmadan sorularımızı yanıtlayan Turkcell Genel Müdürü Sn. Murat Erkan’a teşekkürlerimizi sunarız.

BİYOGRAFİ: Murat Erkan, 15 Mart 2019 itibari ile Turkcell Genel Müdürlüğü görevine atanmıştır. Profesyonel iş hayatına Toshiba’da başlayan Murat Erkan, Biltam Mühendislikte Uygulama Mühendisi olarak görev almış, ardından Türkiye’nin ilk “Sistem Mühendisi” olarak Cisco Türkiye’de görev yapmıştır. Cisco Systems’da Teknoloji, Satış, İş geliştirme ve Kanal yönetiminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmıştır. 2006 yılından itibaren Aneltech’de Telekom, Mobil, ICT, savunma sanayi ve endüstriyel ürünler sektörlerine yönelik çözümlerin İş Birim Yöneticiliği görevini sürdüren Murat Erkan Haziran 2008’de Turkcell’e Superonline Genel Müdürü olarak katılmış, Aralık 2015-Mart 2019 döneminde Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Murat Erkan, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Telekomünikasyon Mühendisliği Bölümünden mezun olmuştur. 2010 yılında Harvard Business School’da Stratejik Pazarlama Programını tamamlamıştır.*

  • Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birinin Genel Müdürü olarak, aslında kariyerinin başındaki pek çok okuyucumuz için ulaşmayı hayal ettikleri en üst noktadasınız. Bu noktada şunu sormak istiyorum; bugünkü başarınızı getiren üç temel faktör nedir?

Turkcell Grup bünyesinde Turkcell Superonline Genel Müdürü olarak 2008 yılında başladım. Turkcell Superonline’ın Turkcell çatısı altında hizmet vermesiyle birlikte Aralık 2015’ten Mart 2019’a kadar Turkcell Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevime devam ettim. 15 Mart 2019’dan bu yana da Turkcell Genel Müdürü olarak görevimi sürdürüyorum. Başarılı bir yöneticiliğin, ekip mutluluğu ile bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Mutlu insanlar daha çok üretiyor, daha verimli çalışıyor. Bunu da insan odaklı bir yönetim anlayışıyla gerçekleştirmek mümkün, insanı geri bırakarak ve üstten bakarak değil. Ayrıca iş ve özel hayat dengesini sağlayabilmek de her yönetici için kritik derecede önem taşıyor. Ben bu iki hayatı iyi yöneterek hem aileme ve sevdiklerime hem de işime vakit ayırabiliyorum. Bu dengenin kariyer yolculuğunda başarıya ulaştırdığını ve yukarı taşıdığını düşünüyorum. İşte ya da özel hayatta insan kendine hedefler koymalı ve bu hedeflere ulaşmak için yapması gerekenleri belirleyip harekete geçmelidir. Bunu hayatımın her aşamasında uygulamak ve başarılı sonuçlar elde etmek bana kendimi iyi hissettiriyor. Bugüne kadar bulunduğum pozisyonlarda strateji ortaya koymak, işin doğası gereği hep önemli oldu. Bana göre, bu stratejileri hayata geçirmek, stratejileri belirlemenin ötesine geçiyor. Bir lider olarak en önemli önceliklerimden biri, ortaya koyduğumuz stratejileri başarıyla hayata geçirmek oldu.

  • Üniversite mezuniyetinizin üzerinden geçen 28 yılda beyaz yakanın ilk aşamalarından başlayıp bugün en üst düzeye ulaşmış birisiniz. Peki karşınızda aynı bölümü 2020 yılında bitiren bir Murat Erkan olsaydı günümüzün trendleri kariyer planlaması açısından sizi nasıl etkiliyor olurdu?

Özellikle COVID-19 sürecinde öne çıkan birkaç alandan bahsedebiliriz. Uzaktan çalışma,uzaktan eğitim ve teletıp. Uzaktan çalışma ve uzaktan eğitim alanlarını pandemi sürecinde yüz milyonlarca kişi tecrübe etti. Yine pandemi sırasında, çok sayıda insan hastaneye gitmek yerine doktorlarla online görüşmeyi tercih etti. 2020’de üniversiteden mezun olsaydım bu alanlara yoğunlaşmayı düşünürdüm. Siber güvenliği de bu eğilimlerin devamında önem kazanacak ve öne çıkacak bir iş alanı olarak görüyorum. Turkcell’de de bununla ilgili olarak yıllardır “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” prensibiyle çalışıyoruz. Bu ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuz bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı. Uzaktan çalışma ve uzaktan eğitimin en hassas noktalarından biri olarak siber güvenlik hep konuşuldu. Biz Türkiye’nin en büyük veri işletmecisiyiz ve bugüne kadar bu alana 2 milyar TL yatırım yaptık. Uzaktan çalışma döneminde yaklaşık 1600 kurum; bulut, sunucu barındırma,uzaktan sunucu yedekleme gibi çözümlerimizden faydalanıyor. Ülkemizin verisini yerli ve milli tesislerde en yüksek güvenlik standartlarını sağlayarak koruyoruz. 100’den fazla siber güvenlik uzmanıyla kesintisiz hizmet sunuyoruz. Siber güvenlik operasyon merkezimiz müşterimiz olan şirketlerin altyapılarını 7/24 takip ediyor ve muhtemel saldırılar öncesi önlem alınmasını sağlıyor.

  • Kariyer planlamada kurumsal dünya halen çok önemli bir yere sahip fakat -okuyucu kitlemizin de önemli bir bölümünü oluşturan- yeni mezunlarla konuştuğumuzda artık girişimcilik de kurumsal dünyanın yanında çok güçlü bir alternatif olarak duruyor. Hatta bu durum pek çok kurumsal firmayı Kurumiçi Girişimcilik (Corporate Entrepreneurship) gibi çalışmalar yapmaya yöneltiyor. Bu yükselişi nasıl değerlendiriyorsunuz, sizce kurumsal firmalar milenyum kuşağını yakalamak için daha farklı çözümler geliştirmeye devam edecek midir?

Değişen dünyayla ve teknolojik dönüşümle iş yapış şeklimizi, işe ve dünyaya bakış açımızı sık sık güncellememiz gerekiyor. Yeni mezun gençlerimizin girişimcilik geniyle doğduğunu ve hatta onların çok da cesur olduğunu düşünüyorum. Bireysel seçimlere önem veriyor,olayların nedenini ve nasılını irdeleyerek strateji geliştiriyorlar. Girişimcilik, yaratıcılık,araştırma ve geliştirme yeni neslin ruhunda var. Kurum içi çalışmanın yanı sıra, kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratabilmek, gençleri yakalayabilmek için çok önemli. Bu noktada gençlerin, hedeflerle şirketin başarısının örtüştüğü kapsama kümesini keşfetmeleri gerekiyor. Çünkü start-up bir şirket kurmaktansa, kurum içi girişimcilikle farklı alanlara yönelmek risk taşımıyor. Dolayısıyla kurumların, yeni jenerasyonun yönelimlerini,beklentilerini, hedeflerini iyice tartıp, buna uygun bir çalışma ortamı yaratması gerekiyor.Bugün dünyanın lider firmalarına baktığımızda (Google, Intel, Yahoo) kurum içi girişime büyük önem verdiklerini görüyoruz. Gençlere dokunabilmek, iş hayatlarında mutlu olmalarını sağlamak için bireyselliği ve yaratıcılığı desteklemek gerekiyor. Bu yüzden kurumsal firmaların özellikle finansal anlamda kurum içi girişimciliği desteklemeye devam edeceklerini düşünüyorum.

Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon odaklı fikirlerini desteklediğimiz platformumuz Arıkovanı ile girişimcilerin fikirlerini fonlamayı sürdürüyoruz. Arıkovanı, kitlesel fonlama yöntemiyle yerli teknolojileri geliştirmek ve üretmek için maddi kaynak yaratmamızı sağlıyor. Bu platformumuzun yanı sıra gençlerin girişim ve fikirlerini desteklediğimiz Bi’ Fikir isimli bir projemiz daha var. “Bi’ fikir dünyayı değiştirir” sloganıyla hayata geçirdiğimiz GNÇ Bi’Fikir ile, gençleri mobil uygulama alanında çevreye ve topluma faydalı fikirler geliştirmeye ve hayatı kolaylaştırıcı çözümler üretmeye teşvik ediyoruz. Yarışmayı kazanan özgün, yenilikçi, çözüm odaklı fikirler sunan ilk üç gencimize ise finansal destek sağlıyoruz. Bu sene Afet ve Salgın Özel Kategorisi’ni eklediğimiz yarışmamızda gençlere Turkcell’de staj imkanı da sunuyoruz.

  • Kişisel olarak sizden en çok ilham aldığım konu, gelecek öngörünüz. Özellikle “sesin ücretsiz olması” ve “fiber internetin önemi” gibi kavramları şimdiki trendlerden çok daha önce dile getirmiş olmanız sanırım biraz da fütüristik bakış açısıyla ilgili. Peki önümüzdeki beş yıla dair öngörüleriniz nelerdir? Sizce hangi teknolojiler, günlük hayatımızı nasıl etkileyecek?

Koronavirüs salgını sağlıktan eğitime, ulaşımdan iletişime hayatın her alanını geri dönülmez bir şekilde değiştirdi. Bu noktada ‘yeni normal’de ancak dijital dönüşümünü hızlandırmış, hatta tamamlamış kurumlar ayakta kalabilecek. Şirketlerin yeni dönemde teknolojinin doğru kullanımının yanı sıra müşterilerinin dünyaya bakış açılarını, hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak onların değişen talep ve ihtiyaçlarını hızlıca karşılamaları da gerekecek. Şirketler bir yandan büyük veriyi doğru işleme becerisine sahip olurken bir yandan da müşterilerine, duygu durumlarındaki değişiklikleri doğru okuyarak hizmet vermeleri gerekecek. Önümüzdeki süreçte iş yapış şekilleri de değişim gösterecek. Pek çok şirket, mobil çalışma şeklini daha fazla uygulamaya başlayacak. Pek çok sektörde yapay zeka, robotik süreç otomasyonu, nesnelerin interneti gibi yeni teknolojilerin daha fazla yer alacağına tanık olacağız. Dijital dönüşüm daha önce öngörüldüğü gibi, 5-10 yıl arasındaki görece uzun sürelerde gerçekleşmeyecek, ‘yeni normal’de değişimin hızı da eskisi gibi olmayacak.

  • Teknolojinin pek çok geleneksel iş modelini yıktığı bu dönemde “değişim yönetimi” kavramı ön plana çıkıyor. Siz değişim yönetimi adına neler yapıyorsunuz? Örneğin; Yaani,BiP, Fizy gibi uygulamalar için bu değişim yönetiminin bir parçası diyebilir miyiz?

Teknoloji çağındayız ve bu çağda değişim yönetimi dediğimiz şey ilerlemeyi artırmaya yardımcı oluyor aslında. Geliştirdiğimiz uygulamalar için kesinlikle değişim yönetiminin bir parçası ve hatta dijital dönüşümün öncüsü uygulamalar diyebiliriz. Özellikle sosyal medya platformları ve dijital mecralar bu denli kullanılırken, bu konuda harekete geçmeseydik dönemin çok gerisinde kalmış olurduk. Örneğin; Yaani Mail tamamen yerli ve milli bir e-posta uygulaması. Özellikle kurumları düşünerek yola çıktığımız bu fikirle, güvenli ve kesintisiz bir e-posta hizmeti sunduk. Hali hazırda hepimizin bildiği uzantılara sahip e-posta adreslerinin yerli bir alternatifi oldu. Bir başka dijital platformumuz, dijital müzik platformumuz fizy. Teknoloji bizlerin tüketim alışkanlıklarını da değiştirdi. Dijital platformlarda kesintisiz müzik dinleme gibi bir alışkanlık edindik. Biz de dilediğimiz şarkıya saniyeler içinde ulaşabildiğimiz yerli müzik uygulamamız fizy’i geliştirdik. Fizy üzerinden canlı konserler düzenleyerek; dijital ortamda sanatçıları, müzikseverlerin evlerine konuk ettik. Tüketim alışkanlıklarımızın değişimi bizleri internet üzerinden iletişim kurmaya da yönlendirdi. Yıllarca, hepimizin kullanmış olduğu SMS neredeyse tarih oldu. Hepimiz online mecralar üzerinden mesajlaşmaya başladık. Bu noktada da iletişim ve yaşam platformumuz olan BiP’i geliştirdik. BiP’i mesajlaşma ve görüntülü görüşme uygulamalarının çok ötesine götürdük ve BiP; iş, yaşam, spor, gündem gibi pek çok konuya güncel olarak ulaşılabilen bir yaşam platformu haline geldi.

Turkcell geleceği bugüne taşıyacak teknolojileri, Turkcell mühendislerinin geliştirdiği servis ve ürünlerinde kullanıyor, var olan sistem, hizmet ve ürünleri de geliştirmeye devam ediyor. Turkcell, bu anlamda yapay zekayı kendi iş süreçlerinde de kullanıyor. Ses analizi, mobil analitik platform, öneri algoritması, robotik süreç otomasyonu ve sosyal iyilik için yapay zeka ile çalışıyor. Değişime öncülük etmek, değişimi desteklemek şirketlerin yarınını belirliyor aslında. Teknolojiye direnmek yerine, biz bu işin öncülüğünü üstleniyor ve sadece bireylere değil, kurumlara da yol arkadaşlığı yapıyoruz.

  • Geleceğin dünyasına dair en çok konuşulan konulardan biri bağlantılılık (connectivity). Özellikle de yurt dışından takip ettiğim pek çok portal, telekomünikasyon sektörünü bu”bağlantılılık dünyasında” merkezi rolde görüyor. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? Bu bağlantılılık dünyasında telekomünikasyon şirketleri nasıl bir rol üstlenebilir?

Artık hepimizin beklentisi “bağlı kalabilmek” aslında. “Connectivity” yani “bağlantılılık” dediğimiz şey insanları, cihazları, nesneleri hatta ekonomiyi bile bağlayabilen bir teknoloji. Dolayısıyla bunun için güçlü bir altyapıya ihtiyaç var. Nesnelerin interneti (IoT) ve daha pek çok şey hızlı ve güçlü bir internet bağlantısına ihtiyaç duyuyor. 5G’ye ne kadar hızlı geçebilirsek o kadar güçlü bağlanırız. 5G’ye geçtiğimizde hayatımızda pek çok şey değişecek tabii. Bağlantıda kalmanın dışında, bağlantıyı hızlı kurabilmek de önemli. 4.5G ile 1 saniyede 1 gigabit veri aktarımı mümkünken, 5G ile veri aktarım hızı on katına çıkacak. 5G aynı zamanda veriyi kontrol etmemizi de sağlayacak. Yalnızca cep telefonlarından değil, ev eşyalarından satış cihazlarına kadar pek çok şeyi kontrol edebileceğiz. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) üyelerinden olan Turkcell, otomobilin teknoloji altyapı gelişimine de katkı sunuyor. Türkiye’nin Otomobili, bağlantılı altyapısıyla sürekli internetin içinde yerini alacak ve internete bağlanmak için ayrıca bir cihaza gerek duymayacak. Otomobil; tüm akıllı şehir altyapısı, elektrik şebekesi, cihazlar, evler ve binalar ile iletişim halinde olacak. İlerleyen dönemlerde ise özellikle 5G teknolojisiyle akıllı ve bağlantılı bir otomobil haline gelecek ve mobilite ekosisteminin bir parçası olacak. Böylece kullanıcılara onların hayatını kolaylaştıran sıra dışı bir deneyim sunacak.

*KAYNAK: https://www.turkcell.com.tr/tr/hakkimizda/genel-bakis/yonetim-takimi

%d blogcu bunu beğendi: