Genel

Vaka Analizi: Karantina Sürecinden Sonra Instagram Yayıncılığı ve Sosyal Medyanın Geleceği

Dünyada herkesin kendini karantinaya aldığı bu dönemde en revaçta olan içeriklerden biri Instagram yayıncılığı. Diğer revaçta olan gelişmeler (bkz. Netflix’te salgın temalı dizi filmlerin patlama yapması) tahmin edilebilirdi fakat Instagram yayıncılığına olan bu ilgi (kişisel olarak beni) hem şaşırttı hem de yıllar önce tanık olduğum bir gözlemi teyit ettirdi. Zaman şeridini 7 yıl öncesine; toplumsal olayların en yoğun olduğu Gezi sürecine alalım. O dönemde neredeyse herkes video içeriğe erişmek için canlı yayın kovalıyordu, nitekim sonrasında da Periscope ortaya çıktı. “Yurttaş Haberciliği” denilen kavram da o günlerde hayatımıza girdi ve sosyal medya kullanım alışkanlıkları açısından önemli bir yere sahip oldu.



Tabi bu iki olay arasında bazı farklılıklar mevcut. Örneğin; o süreç, sadece bir olayla ilgili bilgi almaya dayalıydı. Burada ise konudan farklı bambaşka alanların bir arada olması durumu var. Ayrıca Periscope sadece Gezi Parkı’nın etkisiyle gelişirken Instagram canlı yayınları halihazırda zaten önemli bir etki alanına (platform anlamında) sahipti. Yine de Gezi Parkı ve Koronavirüs şu ortak noktayı getirdi; hub olmak. Bu iki platformda da insanlar kendi ellerinde değerli bir malzeme olduğunu düşünüp paylaşıma açtılar. Gösterilen yoğun katılım da bunu doğruladı ve doğrulamaya devam ediyor. Elbette bu etkinin (aynı oranda ve sürdürülebilir şekilde) devam edeceğini söyleyemeyiz. Sonuçta karantinadan sonra artık herkes günlük hayatına devam edip o video izleme süresinden kısacak fakat artık “kitleleri yakalamaya dönük hub sosyal medya” anlayışı çok daha güçlü şekilde ilerleyecek.



 Yukarıdaki son kısımda kast edilen şu; sosyal medyanın daha kaliteli hale geldiğini göreceğiz. Ayrıca insanlar buralarda kendi kitlelerini oluşturmak için daha yoğun çaba sarf edecekler. Bu da daha kaliteli içeriğin önümüze daha hızlı ve ucuza gelmesini sağlayacak. Bu noktada şunu da belirtmek gerekiyor; bu ille de canlı yayına dayalı olmak zorunda değil. Hatta daha farklı video yayınlama formülleriyle daha ilgi çekici sosyal mecralar da oluşturulabilir. Burada online eğitim platformları ön plana çıkacakmış gibi gözükse de Türkiye için bu tarz sistemler ana akım hale gelmek için fazla teknik. Bizde ön plana çıkması için biraz daha eğlence içeriklerinin serpiştirilmesi gerekiyor. Özellikle de bu kısım, online eğitim ve/veya sosyal medya gelişimi taraflarında kariyer planlayanlar için önemli bir nokta teşkil ediyor.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: