Üniversitenin ikinci sınıfı, o dönemde bir yatırımcı etkinliğine gitmiştim. Arkadaşlarla geliştirdiğimiz bir proje için yatırım kovalıyoruz, etkinliğin amacı da eşleştiğin yatırımcıyı 10 dakika içinde ikna edip randevu kapmak. Giyim tarzım fena değildi, projeyi de teknik açıdan iyi anlatmıştım fakat eşleşmelerimde başarılı olamadım. İşin enteresan olan kısmı, yatırımcılar da neden reddettiklerine dair somut bir şey söyleyemiyorlardı fakat o enerjiyi hissedememişlerdi. İşte o enerjiyi oluşturan unsur aslında Halo Etkisiymiş; sonradan yaptığım araştırmalarda öğrendim. Bu tekniğin amacı, kendinizi önce konumlandırıp sonra da buna yönelik vitrin oluşturmanızı sağlamak. Eğer bu iki aşamalı evreyi dengeli şekilde kuramazsanız o vermek istediğiniz enerji karşı tarafa geçmiyor ve ilk görüşte etkileyemediğiniz için sonraki aşamada da pek şansınız olmuyor.

Bu iki evreyi yatırımcı örneği ile birleştirecek olursak; o günkü giyim tarzım şık gözükmek için değil, kendi stilimi yansıtmak amaçlo olmalıydı. Bu ille de Acun Ilıcalı gibi siyah tişört ya da Steve Jobs gibi boğazlı kazak tarzı olmak zorunda değil. Obradovic’e baktığınızda takım elbiseyle de kendi ruhunu yansıtan kombinler oluşturabileceğinizi görebiliyorsunuz. Öte yandan projeyi anlatırken de sürekli teknik bilgilerle boğmak yerine ürünü havalı göstermeye çalışmalıydım. Çünkü insanlar ilk tanışmada sizi ve anlattıklarınızı bir vitrine bakar gibi inceler, detaylar daha sonraki aşamada önemsenir. İşte Halo Etkisi de bu nedenle ilk tanışmada kendinizi pazarlamanızı (fakat bunu çok da kasıntı olmadan doğal şekilde sunmanızı) gerektirmektedir. Böylece karşı tarafın size dair merak edeceği şeyler oluşur ve enerjiyi de yakaladığı için sizinle ister istemez bağlantıda kalmak ister.

Bu durum sadece yatırım görüşmeleri değil normal hayatta da geçerli aslında. Arkadaş ortamında ilk kez tanıştığınız birine karşı kendi stilinizi yansıtan giyim tarzıyla yaklaşıp merak uyandıran bir konuşma yaptığınızda sizinle enerjinizin oluşma ihtimali çok daha yükselir. Burada kendi stilinizi yansıtan derken ille de çok pahalı markalardan kıyafetler kast edilmiyor açıkçası. Bazen semt pazarlarından yapılan kombinlerle de o ruhu yakalayabilirsiniz. Yeter ki önceliğiniz kendi tarzınızı oluşturmak olsun.

No responses yet

Payeplon'a Abone Olarak Güncel Yazılarımızdan Haberdar Olabilirsiniz:

%d blogcu bunu beğendi: