google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Diyetisyenler İçin Fitness Dünyasının Önemi: Batıl İnanışları Yıkarak Kariyer İnşa Etmek

Kişisel olarak birkaç yıldır (aralıklı zaman dilimleriyle de olsa) fitnessla ilgileniyorum ve bu süreçte pek çok farkı beslenme alışkanlığına şahit oldum: Spordan sonra muz yiyenler, bazı markaların protein içeceğini içenler, ketojenik diyete saplantılı şekilde inananlar, aralıklı orucun tek çare olduğunu söyleyenler ve daha niceleri.. Tüm bunlar o kadar garip gelmişti ki, en sonunda işin bilimsel ayağına göz atmak için anatomi kitaplarına merak salmıştım. Vardığım sonuç ise şu oldu; bunların bir kısmı kişisel boyutta (metabolizmaya bağlı olarak) geçerli, çoğu ise batıl inanç. Peki neden buna rağmen batıl inançlar fitness dünyasında yaygın olarak kullanılmaya devam ediyor? Çünkü “show business” artık her sektörü etkilemiş durumda. İşte diyetisyenlerin rolü de tam olarak burada devreye giriyor. Oyunu kuralına göre oynayarak yanlışların azalmasında rol alıp bu sayede çok ciddi etkilee bırakabilirsiniz.

Batıl inanışlar konusunda ilk olarak muzla başlayalım. Magnezyum miktarından dolayı tercih edilse de aslınsa vücudun kendisini toparlaması için muz yeterli değil. Zamanında ünlü (fame) olmuş bir PT (Personal Trainer) iddia ediyor ve yayılıyor. Ya da mesela protein içecekleri peynir altı suyu ve süt tozu gibi aromalardan yapılmakta ve bunlar da istenenin tam tersine yağ yapmakta. Diyet türleri ise sizin zaten benden çok daha iyi bildiğiniz bir konu. Şimdi esas konuya gelelim: Diyetisyenler bu düzene karşı ne yapabilir? İlk yapabileceğiniz şey, güçlü bir şekilde savunacağınız (faydalı) alternatifler üretip bunların güçlü şekilde business’ını yapmak. Kabul ediyorum, siz bilimsel yollarla ilerlediğiniz için bağnaz şekilde bir fikri savunamazsınız fakat basit ve geçerli alışkanlıkların yaygınlaşması için algı yönetimi yapabilirsiniz. Zaten insanlar sizden çok kompleks şeyler istemeyecektir, genel olarak kabul görmüş (ve az bilinen) kurallaru süsleyip aktarmanız bile yeterli, çünkü oyunun kuralları bunu gerektiriyor.

Bu size yanlış ya da saçma gelebilir fakat orada milyarlarca dolarlık bir sektör var ve eğee diyetisyenler (ana akım olacak şekilde) bu sektörün içine girmezse uzun vadede pek çok insanın psikolojik olarak problem yaşayacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle ilk başta insanlara bilgileri hap gibi verip (tekrar etmekte fayda var,insanları kandırmış olmuyor, sadece genelgeçer bilgilerin algı yönetimini yapıyorsunuz) sonrasında kendi etik beslenme sisteminizi kurabilirsiniz. Bunun için de ilk yol sosyal medyayı kullanıp kendi kitlenizi yaratmak, tıpkı Baran Kalaycı’nın fitnessta yaptığı gibi…

%d blogcu bunu beğendi: