google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Müşteride İhtiyaç Yaratmak – I: Starbucks Türkiye Neden Sek Süt Kullanıyor?

İş dünyasının günümüzdeki en önemli dinamiklerinden biri şu; yepyeni ürünler geliştirmeye çalışmak yerine, var olan ürünleri daha farklı şekilde sunmak. Bunun temeli de müşteride ihtiyaç yaratmaya dayanıyor. Günümüzde iş dünyasının dinamiklerine en hakim firmalardan olan Starbucks da gelişmelerin farkında olup her hamlesini buna göre yapmakta. Firma, stratejilerini belirlerken şöyle bir rota izliyor: Ellerinde ulaşmak istedikleri bir hedef var ve oraya giden yolda (her ülke için ayrı olarak) yerelleştirilmiş sistemler geliştirmekteler. Bu sayede her müşteriye temas edip, onlara “farkında olmadıkları yeni bir ihtiyaç” sunuyorlar. Sütlü kahvelerde ya da krema ve/veya art yapımında kullanılan sütler de bu ihtiyacın bir parçası. Starbucks, bunu kendi içinde ayrı bir alt marka haline getirmiş durumda. Dolayısıyla -Türkiye özelinde- kullandığı Sek marka sütler de aslında bütünün bir parçasını oluşturmakta. (Burada bütün, tüm proseslerin ardından size sunulan kahveyi ifade etmekte.)

Sütlü kahve ya da krema ve/veya art yaparken en önemli nokta, kullanılan sütün yoğunluk miktarıdır. Bu da aslında sütün yağ oranıyla ilgili. (Burada kast edilen, sütün tam yağ ya da yarım yağlı olmasından ziyade, yoğunluğu oluşturan yağlılık kıvamı) Ülkemizde de kahve zincirleri için bu ihtiyacı karşılayan iki marka var: Sek ve Torku. Bu iki markanın sütleriyle yapılan kremalar daha sarımtrak bir renge ulaşırken (ki istenen kıvam da budur) yine bu markalardan yapılan artlarda da makine sizin daha belirgin şekiller elde etmenizi sağlar. Sek markasının birebirde Torku’nun önüne geçme sebebi ise, mevcut kalitesinin kahve tadıyla daha iyi uyum sağlayabilmesi. Fakat yine de şunu belirtmek gerekiyor: Sek ve Torku arasında öyle bariz bir tat farkı yok, o yüzden Torku kullanan kahve zincirleri de kendi içlerinde haklı gerekçeler sunabilir. Zaten fiyatlarının aşağı/yukarı aynı olması da bunu gösteriyor. Öte yandan Starbucks’ın Sek Süt kullanımı, kendi içindeki mükemmeliyetçiliğinin de yansıması. “Tamam biz en ucuz kahve zinciri değiliz fakat burada harcadığınız her kuruşun kıymeti vardır” mesajını (istemsizce de olsa) müşteriye sunmaktalar.

Şimdi bazı okuyucularımız şunu düşünebilir: “İyi de ben oraya gittiğimde Sek Süt için gitmiyorum, neden Starbucks böyle bir özen gösteriyor?” Çünkü bunların hepsi birer parça. Tezgahta duran cimbali makinesinin tasarımından Sek Süt paketlerine kadar hepsi, Starbucks’ın oluşturmak istediği kültürün birer unsuru. Mesela sattıkları kupa bardaklar ve kahve çekirdekleri de öyle. Aralarındaki tek fark: Starbucks, bardak ve kahve çekirdeği konusunda satıcı konumundayken, süt konusunda ise biraz daha danışman rolünde. “Kahve çekirdeğini benden alıp Sek Süt’le yaparsanız buradaki mükemmelliği elde edebilirsiniz.” mesajını bizlere sunuyor. Çünkü bir noktadan sonra Starbucks’ın gerçekten kahve deneyimi için en iyi ürünleri kullandığına ikna olabiliyorsunuz. (Bu bence bir illüzyon değil, gerçekten öyle bu arada) Dolayısıyla Starbucks’ın Sek Süt (ve diğer tüm dış kaynak kullanımlarında) temel neden; teknik olarak en yüksek verimi almak ve müşteriye en havalı+kaliteli kahve deneyimini sunmak.

%d blogcu bunu beğendi: