google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Türkiye Geneli Favori Yeme&İçme Mekanlarım – I

  1. Merkezefendi Köftecisi (İstanbul): 5-6 yaşından beri en sevdiği yemek köfte olan biri için pek şaşırtıcı olmayan bir listebaşı sanırım. Fakat Merkezefendi’yi bu konuda ayıran özellik ise, lezzet anlamında olabilecek en iyi kaliteyi -yıllardır aynı şekilde- sunabiliyor olması. Ayrıca tarif konusundaki gizemi de burayı ekstra hale getiriyor. Kendim öğrenememin dışında pek çok gurmenin de yazısında bu tarife ulaşamadığını okumuştum. Öte yandan bilinirlik seviyesi yüksek olsa da fiyat politikasını -bu ilgiyle kıyaslarsak- uygun tuttuklarını söyleyebilirim.

Dipnot: Her ne kadar köftesiyle biliniyor olsa da ben yemeklerin miktarını kısıp birbiriyle kombinlemeyi sevdiğim için- tercihimiğ köfte&piyaz şeklinde kullanıyorum, piyazsever dostlar için özellikle bu şekilde önerilir.

2) Öz Aspava (Ankara): Deniz olmaması muhabbetinden dolayı yıllarca Ankara’ya gereksiz bir şekilde mesafeliydim fakat gide-gele fazlasıyla sevmeye başladım. Hatta bazı Ankara ritüellerim de oluşmaya başladı. İşte Öz Aspava’ya gitmek de bunlardan biri. Gerçi şu anda yan yana -aspavayı içeren farklı isimler- 3 firma olsa da içlerinde benim favorim Öz Aspava. Sanırım bunda en etkili faktör ise yemeğin yanında gelen -ve neredeyse yemekten 2-3 kat fazla olan- yan ürünler. Bunlar arasında özellikle de Haydari, tek başına bile Öz Aspava’nın bu listede olmasına yetebilir. Yine de aslan payının patlıcanlı kebapta olduğunu söyleyebilirim.

3) Ciğerci Niyazi (Edirne): Edirne’ye askerlik için geldiğimde ciğer benim için o kadar da öncelikli bir yemek değildi. Yine de Edirne ve ciğer ikilisinden dolayı denemek istedim. Nerede yiyebileceğim konusunda araştırma yaparken Bülent Ersoy’un neredeyse her Edirne ziyaretinde Ciğerci Niyazi’ye gittiğini gördüm ve bu referansa güvenerek oraya gittim. Nitekim diva beni yanıltmadı ve sonrasında ciğer fanları arasına dahil oldum. Özellikle de İstanbul’da küp küp yediğimiz ciğerden sonra burada karşılaştığım yaprak dönerimsi tasarım ve tat, esas ciğerin nasıl olması gerektiğini öğrenmemi sağladı. Aslında yakın çevredeki Aydın Tava ve Akgünler gibi diğer ciğercilerin de bolca seveni var fakat henüz deneyimlemediğim için yorum yapmamak en iyisi, sadece alternatif olarak kenarda dursun istedim.

4) Gelgör Cağ Kebap (Erzurum): Demli çay ve cağ kebabı… Erzurum’la hiçbir bağım olmamasına rağmen iş için Erzurum’a yolum düştüğünde bu ikili için kurşun atıp kurşun yer moda geliyorum, çok net. Aslında bu konuda birkaç alternatifim var fakat etinin lezzetinden dolayı Gelgör her zaman cağ kebabında bir adım önde. Tabi bu biraz da merkezi konumuyla ilgili aslında. İlçelerinde fiyat/performans olarak daha iyi yerler bulunabilir fakat ben genellikle merkez taraflarına gittiğim için Gelgör bu konuda cağ kebabıyla özdeşleştirdiğim yer diyebiliriz.

5) İmam Çağdaş (Gaziantep): İmam Çağdaş’ı ilk olarak baklavalarıyla tanımıştım fakat esas olayı Ali Nazik’miş, sonradan anladım. (Tabi baklavaları da farklı bir yere sahip, o ayrı) Et konusunda ise sadece İmam Çağdaş değil, Adana ve Gaziantep mutfağında çok sevdiğim bir özellik var; koyun etini ağırlıklı olarak erkek cinsinden yapmaları. (Yani en azından bölgedeki yaygın anlayış bu şekilde) Böylece hem koyunların doğurganlık oranı sürdürülebilir şekilde devam ediyor hem de erkek koyunun yağlanma oranından dolayı daha lezzetli bir et sunuluyor. İmam Çağdaş’ı bu konuda diğerlerinden ayıran fark ise, hem servisindeki kalite hem de yemeğin hazırlanış ve sunuş şekli. Böylece, zaten potansiyeli olan bir yemeği %100 verimlilikle yemenizi sağlıyor.

%d blogcu bunu beğendi: