Çevrenizde Size İlham Veren İnsanlar Bulundurun

Üniversiteye başladığımda, denk geldiğim hemen her kulübe katılıp birbiriyle alakalı-alakasız pek çok kuruluşta yer almaya karar vermiştim. Açıkçası bu kararımın nedeni kariyerden ziyade farklı kafaları tanımaktı. Çünkü üniversiteye hazırlık sürecinde mental olarak çok yıpranmıştım ve ilk sınıfta vize-final dönemleri hariç hayatımın merkezine sosyal aktiviteleri almak istiyordum. Ayrıca lisedeki arkadaşlarımın tamamı neredeyse aynıydı ve ben farklı dünyaların da olduğunu bizzat deneyimleme amacındaydım. Bu kararımın neticesinde çok farklı insanlarla tanıştım. Kimileri benimle benzer bölüm ve ideallerdeyken tanıştığım kimi yaşıtlarım da bunun çok daha dışındaydı. Bu yaklaşımın bana ilk katkısı, tam da tahmin ettiğim gibi farklı yaşamları birinci ağızdan duyarak olgunlaşmamı sağlamasıydı. Üniversiteye başladığım dönemle şimdiyi kıyasladığımda, o dönem aslında pek çok şeyden bihaber olduğumu fark ediyorum. Bu farkındalığın oluşmasındaki en büyük faktör de hiç şüphesiz benden çok daha farklı koşullarda yetişmiş insanların hikayelerini dinlemekti.

Öte yandan çevreme çok fazla yeni insan eklemenin bir diğer artısı ise, tutku ve bilgi paylaşımına dayalı -tabiri caizse- bir zincir oluşturmuş olmaktı. Örneğin, sinemayla ilgilenen insanlarla yaptığımız konuşmalarda onların sinema tutkusu bir süre sonra bana da geçmeye başlamıştı. Hele bir toplantımızda öyle bir Akira Kurosava analizi yapıldı ki, “ben bu insanlarla aynı filmleri mi izledim?” moduna girmiştim. Burada sinema izlemekten çok daha önemli kazanımım ise; bir şeyi sadece görünen yüzü değil hikayesiyle birlikte ele almak oldu. Akira Kurosava örneğinden devam edelim; ben kendisinin filmlerini izleyip geçerken o topluluktakiler ise tüm filmleriyle ilgili forumları okuyan, filmi kısımlar halinde değerlendiren ve filmin zeminini önceden araştıran insanlardı. Bunun getirdiği sonuç ise; benim filmle ilgili değer yargım “iyi” ya da “kötü”den ibaretken onlar bu tartışmayı çok daha lezzet alarak ve haz duyarak yönetiyorlardı. İşte ben de hayatımın her alanında bu “derinlikli inceleme” kavramını uygulamaya başladım. Artık bir futbol maçına denk geldiğimde bile oyunu daha çok antrenörün taktikleri, rakibin reaksiyonu ve oyunun akışı üzerinden değerlendirmeye çalışıyorum. Bu bana çok daha farklı bir yaklaşım ve olayları daha kaliteli çıktılarla değerlendirebilme gücü veriyor. İşte bu tamamen yeni arkadaşların getirisi.

Bu çevrenin bir diğer artısı ise, bir süre sonra çok daha farklı konularda bilgi sahibi olmaya başlıyorsunuz. Bu da olayları daha kolay şekilde birbirine bağlayabilmenizi sağlıyor. Sözünü ettiğim bu kabiliyet, insanlarla daha kolay iletişim kurabilmeniz için çok değerli bir araç olabilmekte. Bu konudaki bir örneğim ise; Sanat Tarihi okuyan arkadaşım sayesinde maniyerizm akımını öğrenmiştim. Sonrasında günün birinde başka bir arkadaşımla sanat galerisinde tabloları incelerken tablolardan birini maniyerizmle özdeşleştirdiğimi söyledim. Bunun üzerine yorumumu duyan ve sanat odaklı bölümlerde okuyan insanlar yorumumla ilgilenip bunun nedenini sormuşlardı. (Sonradan fark ettim ki, maniyerizm yorumum doğru olmakla birlikte bu akım aslında o kadar da yaygın değilmiş. Bu nedenle sanatla bu bağımın nasıl oluştuğunu merak etmişlerdi.) Bütün bu süreç, çok daha farklı konularda bilgi sahibi olmak için teşvik ediyor ve öğrendiklerinizi aktarırken yepyeni insanlardan bambaşka şeyler öğrenmeye devam edebiliyorsunuz.

Bu avantajı zaten bilindiği için çok fazla değinmeyeceğim fakat elbette olayın bir de network boyutu var. İş hayatına girerken ya da hali hazırda çalıştığınızda en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, (sektörel anlamda) sizinle aynı dili konuşabilen insanlar olacak. Çünkü hem iş ararken hem de yöneticiliğe giden süreçte pek çok zorlukla karşılaşacaksınız. Bu süreçte sizinle aynı şeyleri yaşayan insanlarla konuşmak bu süreci çok daha iyi bir şekilde atlatabilmenizi sağlayacaktır. Bu yaşıtlarınızın mentorden farkı ise, jenerasyon itibariyle sizinle aynı dili konuşabiliyor olması. Bunun yolu da yine olabildiğince çok insanla tanışmaktan geçiyor.

Bunları söylerken şunu da kabul etmeliyim: Elbette hayat sadece ciddi konulardan ibaret değil. İnsan bazen sadece dedikodu ya da “boş yapmak” ister, yirmili yaşlardaki birisi için bu dönemde bu çok normal. Bunları yapacağınız insanlar da hayatınızın birer parçası olabilir, onları hayatınızdan çıkarmanıza gerek yok fakat öte yandan size ilham verecek insanları da hayatınızda konumlandırmaya çalışmalısınız. Bu sayede hayatın çeşitliliklerini bir arada yaşayabilir ve dengeyi korurken aynı zamanda sizi (hem kişisel gelişim hem de kariyer anlamında) ileriye taşıyacak insanlara ulaşabilirsiniz.


1 Comment

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s