google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KİŞİSEL GELİŞİM

Çok İstediğiniz Bir Şey Gerçekleşmediğinde Ne Yapmalısınız?

Hayatın pek çok alanında sayısız konuda beklentiye giren biri olarak fazlasıyla yaşadığım durumlardan biri, çok istediğim şeylerin gerçekleşmemesi oldu. Bunlar genellikle gerçekleşebilecek boyutta irili ufaklı şeylerdi ama yine de pek çok kez benim istediğim/planladığım gibi gitmediğini deneyimledim. Bu durumlarda başlangıçta “hayırlısı” yanıtını kabullenirdim fakat bir noktadan sonra artık yetmiyordu, bir nevi kendini avutma yanıtı gibi görmeye başladım. Bu süreçte uzun yürüyüşlerim sırasında bir başka kavrama sarılmıştım: Denge.

Üzerinde düşündükçe bu kavram bana şunu öğretti; hayatta her şey birbiriyle bağlantılı ve her şeyin bir algoritması var. Bu yüzden de yaşadığımız olaylar aslında tesadüf değildir. Yardıma çok ihtiyaç duyduğun bir yerde tanıdığa denk gelmen ve senin işlerine yardımcı olması da aslında tesadüf değil, 10-15 halkalık bir algoritma zincirinin parçası. Peki aylarca iş aradığın halde neden halen iş bulamıyorsun? Ya da neden aile içi problemler yaşıyorsun? Biraz daha makro ölçekli bakalım, neden dünyada adaletsizlik var? Çünkü bu konular, bir puzzle’da bizim görebildiğimiz iki-üç parça. Oysa ki puzzle’da yer alan ve bizim göremediğimiz 250 parça daha var, onlar da hayatın ilerleyen aşamalarında karşımıza çıkacak.

Bu farkındalığı yakaladığımda ise kendime bu kez şunu sorar oldum: E madem algoritma kendiliğinden birleşiyor, biz neden varız? O zaman bir şeyler için mücadele etmeyelim, nasıl olsa algoritma kendiliğinden ilerliyor. İşte bu da böyle değil. Ortada bir algoritma var fakat bu algoritmanın gidiş yönünü belirleyecek olan bizim kararlarımız. Eğer belli değerleri –sakin kalabilmek, istişare yapmak, kararlarımızı incelemek- koruyabilirsek bir şekilde istediğimiz rotaya ya da ondan daha iyilerine ulaşıyoruz. Kürek çeker gibi bir uğraşla buna mücadele ettiğimizde tekne bir süre sonra dengesini bizim mutlu olacağımız rotalara çeviriyor.

Bu arada şunu da belirtmeliyim, hayatımda halen beklenti oluşturduğum ve bu beklentilerin boşa çıktığı durumlar oluyor. Tek fark, bundan 5 sene önce bu olaylar karşısında aşırı üzülür, sinirlenir ve yıpranırdım. Şu anda ise aldığım kararları, düşüncelerimi ve onunla ilgili uygulamalarımı analiz edip dengenin kendisini bulmasını bekliyorum. Bu kadar uğraşmayıp direkt beklentilerimi bitirmeyi de düşündüm fakat bu fazla keskin bir çözüm, ayrıca bu keskinlik ağır sonuçlar getirir. Örneğin, muhtemelen hayatın en güzel duygularından biri olan “umut” duygunuza zarar verirsiniz. Bu noktada kısa süre öncesine kadar ise şu soruyu soruyordum: “Hayırlısı” ile “denge” arasındaki fark ne? Neden birini itici bulmaya başlarken diğerini hayatın şifrelerinden biriymiş gibi önemsiyorum? Kendi adıma yanıtım şu; hayırlısı kavramı bana çaresizliği hatırlatıyor. Oysa ki böyle değil, bir şeyin olma ya da olmama sebebi tamamen hayatın dengesi ve bunu belirleyen de büyük oranda bizim uzun vadeli yaklaşımlarımız. Evet, son adımda artık kadere karşı teslim olup dengeyi onun kurmasını bekleyeceğiz fakat o aşamaya kadar olayları bizim seçimlerimiz getirecek.

Son olarak, tasavvufta konuyla ilgili yaşanan çok değerli bir olay var, bunu da sizlerle paylaşmak isterim. Günümüzde İstanbul’da Zeytinburnu’na bağlı Merkezefendi adında bir semt vardır, bu semtin isim babası ise hocasının “Merkez” lakabını verdiği Merkez Muslihiddin. Bu lakabın olayı ise şöyle; Merkez Muslihiddin 13-14 yaşlarındayken arkadaşlarıyla birlikte medrese eğitimi alıyor. O dönemlerde hocası Merkez Muslihiddin’in de içinde bulunduğu arkadaş grubuna “Elinizde her şeyi yönetebilme gücü olsaydı ne yapardınız?” diye soruyor. Bütün arkadaşları bir süper güç üzerine yanıt verirken Muslihiddin’in yanıtı ise şöyle oluyor: “Her şey merkezinde efendim”*

(*Muslihiddin burada, yaratıcının zaten en iyisini bildiğini ve böyle bir güç birinde olacaksa da hali hazırda zaten en iyisinde olduğuna işaret etmekte.)

1 yorum

%d blogcu bunu beğendi: