google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Genel

Vaka Analizi: McDonald’s’ın Starbucks Göndermeli Reklam Serisinden Çıkarılabilecek Notlar

McDonald’s geçtiğimiz hafta kahveleriyle ilgili birkaç reklam spotu yayınladı ve bu reklamların en dikkat çeken yanı Starbucks’a göndermeler içermesiydi.* Bu reklamlarda Starbucks’ın ve genel olarak üçüncü nesil kahvecilerin gereksiz pahalı olduğu işaret edilirken, sadece bardağa isim yazma ya da havalı baristalarla esas kahve fiyatını 2 kat artırdığı söyleniyor. Reklam serilerini izlediğimde ilk aklıma takılan soru şu oldu: McDonald’s neden böyle bir gönderme yaptı? Özellikle de Starbucks’ın mevcut üçüncü nesil kahveciler arasında ucuz bile sayılabilecek fiyat politikası ve sunduğu imkanlar doğrultusunda böyle bir gönderme beni pazarlama açısından farklı bakış açılarını düşünmeye yöneltti.

Burada en yüksek olasılık tanıdığım ihtimal ise, markaların popüler tabirle “birbirine diss atmaktan” beslenmesi. Bunun benzer örneğini Mercedes-BMW rekabetinde de görmüştük aslında. Bu gibi göndermeler aslında iki firmanın da marka planlama çalışmalarına katkı sağlarken yeni reklam içerikleri üretmelerinde ilham kaynakları geliştiriyor. Özellikle Burger King gibi direkt aynı sektörden en yakın rakiple değil de endirekt bir rakiple ilgili bu çalışmanın yapılmasının da olası direkt etkileri azaltmak ve iki tarafın da yararına bir çalışma gerçekleştirme isteğinden kaynaklandığını düşünmekteyim. Bu yanıyla aslında Lipton’un yaptığı “kolaya kaçma” göndermesinden de sıyrılıyor keza McDonald’s, kahve tarafında Starbucks’tan o kadar da büyük bir kitle çekebilecek konumda değil. McDonald’s’ın buradaki amacı, yemek için gelen kişilerin aynı zamanda birer kahve içmeleri.

Özellikle marka ve pazarlama tarafında çalışmayı düşünenler için bu vaka analizindeki detayların önemli püf noktalar içerdiğini söyleyebiliriz. Özellikle hedef rakibin doğru seçilmesi, hikayenin pek çok açıdan kilit başlıkları içermesi ve markaların birbirini beslemeye dayalı olması burada üstü kapalı bir win-win stratejisi oluşturmakta. Bu paydaşlardan herhangi birisi eksik olsa muhtemelen rakip firmanın tepki göstereceği ya da reklamı yapan markanın (bu vaka örneğinde McDonald’s’ın) hedef kitlesinden olumsuz dönüşler alabileceği durumlar oluşabilirdi. Bu gibi negatif durumların oluşmaması ve markanın istediği etkiyi+marka sempatisini dijitaldeki kitlelere yayması ise bu alanda çalışmak isteyenler için önemli bir vaka örneği sunuyor.

NOT: *Söz konusu reklam serilerinden birisini, https://www.youtube.com/watch?v=xrxZGMSdUCE&t=1s adresinden izleyebilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: