google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
HOBİLER

Tasarım Odaklı Düşünme

Tasarım elbette asırlardır var olan bir alan ve neredeyse her şirketin hali hazırda bulundurduğu bir departman. Fakat tasarım odaklı düşünmeyi bir problem çözme stratejisi olarak ele alıp bu açıdan kullanmak yeni yeni dile getiriliyor. Burada en çok karıştırılan konu; tasarım odaklı düşünme ile tasarım aynı şey değildir. Tasarımcı, kendisine verilen bir tasarım görevini (ambalaj tasarımı, logo tasarımı vb.) çeşitli adımlar izleyerek (muhtemelen program üzerinde) tamamlar. Tasarım odaklı düşünmede ise amaç bir problemi ya da yapılmak istenen yeniliği ve tasarımda kullanılan felsefe boyutunu iş dünyasına entegre etmek. Bu açıdan özellikle ajans tarzı iş yerlerinde ve satış-pazarlama departmanlarında bu düşünceyi sistem olarak uygulamak önemli.

Bu düşünce sisteminin bir kılavuz halini alıp ürün geliştirme ve yeni projeler sunma gibi çeşitli sebeplerle kullanılması için en somut adımı atanlardan birisi Stanford Üniversitesi Hasso-Plattner Enstitüsü oldu ve bu sistemin işleyişini 5 maddeyle açıkladı:

1) Empati Kurmak 2) Tanımlamak 3) Tasarlamak 4) Prototiplemek 5) Test etmek

Şimdi bu maddeleri detaylarına değinecek olursak: Empatide kast edilen, müşteriyle/kullanıcıyla empati kurmak ve ne istediğini bilerek hareket etmek. Günümüzde hizmet odaklı işlerde insanlar size gelip “biz şunu istiyoruz” demezler çünkü temel ihtiyaçları kapsayan her şey karşılandı, günümüzde bunların daha şık ve belki daha pratik karşılanmasına odaklı fikirler üretiliyor. Bu nedenle öngörülü olmanız ve insanların yaptığınız işle ilgili neyi sevebileceğini düşünmeniz gerekiyor.

Tanımlama kısmında ise iyi gözlem yapmalısınız. Ortaya çıkaracağınız ürünle ilgili piyasada mevcut problemler neler? İnsanlar sizin henüz sunmadığınız hangi pratik hamlelere ihtiyaç duyuyor? İlerleyen aşamalarda en verimli çıktıları almak için bu kısmı doğru tespitlerle geçmek önemli.
Tasarlamak: Üçüncü aşamayı oluşturan tasarımda ise önceki kısımdan aldığınız notlardan hareket ederek artık fikrinizi geliştirmeniz beklenir. Burası son iki basamak için temel işlev görmektedir. Bu nedenle tüm kullanıcı isteklerini, vermek istediğiniz mesajları ve projenin temelini tasarım aşamasında aktarmanız beklenir.
Prototip: Bu başlığı, tasarımın bir üst safhası gibi düşünebilirsiniz. Tasarımda artık fikirler bir kutuya girmiş ve bir araya getirilmek için çalışılıyodur. Tasarım aşamasında bu biraz yapılmıştır fakat net olarak yapıldığı yer prototip aşamasıdır. Burada fikirleriniz net olarak bir sonuca varır ve önceki tüm maddelerden geçmiş bir şekilde (ürün ya da hizmet olarak) karşınızda durur.
Test etmek: Bundan sonra artık karar hedef kitlenizdedir. Çalışmalar ilk başta çevredeki konuyla ilgili kişilere gösterilir ve onlardan geri dönüş alınır. Bu geri dönüşlere göre bazen bir ya da iki adım öncesine geri dönülebilir ya da aynı şekilde ürünü daha geniş kitlelere yayarak yola devam edilebilir.
Bu evreler sadece tasarım odaklı düşünce sistemine ait olmayabilir fakat bu sisteme en yatkın kılavuz bu şekildedir. Ülke olarak her alanda işi son dakikaya bırakma ve günlük çözümler üretme huyumuz olduğu için bu sistemin sunduğu karar verebilme ve problem çözebilme gibi becerilerde maalesef ortalama olarak iyi değiliz. Bu sebeple bunu tam olarak uygulayabildiğinizde fark yaratıp ön planda olmanız da kolaylaşacaktır.

(NOT: Bu yazıda, Interaction Design Foundation’ın konuyla ilgili yazmış olduğu “What is Design Thinking and Why Is It So Popular?” başlıklı yazıdan faydalanılmıştır.)

%d blogcu bunu beğendi: