google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KİŞİSEL GELİŞİM

Kalıpların Dışındaki Rol Model: Kathrine Switzer

Bazı insanlar yaptıklarıyla sadece kendilerine değil, binlerce insana da umut olurlar. Yaptıkları şeyin önemi o anda fark edilmese bile ne kadar önemli bir işin içinde oldukları sonraki dönemde fark edilir. Katherine Switzer de tam olarak böyle birisi. 1947 yılında Almanya’da doğan Amerikan yazar, ilerleyen yıllarda ülkesine döndü ve maraton tarihinde bugün bile hatırlanan bir cesaret örneğini gösterdi.Yıl 1967, yer Boston Maratonu. O dönemde Boston Maratonu’na kadınların katılması yasaktı. Şu anda bakıldığında çağ dışı olarak nitelendirilse de o dönemde herkes bu durumu kanıksamıştı, bir kişi hariç. Kathrine Switzer oyunu kuralına göre oynayarak kendisini erkek olarak kaydettirdi. Maraton başlayıp yarışmacılar koşmaya başladığında ise Switzer’i gören herkes büyük bir şaşkınlık içerisindeydi. Bazıları kolundan tutup yarış dışı bırakmayı denedi ve fakat Kathrine Switzer kafasına koymuştu, o maratonu bitirecekti. Nitekim bunu başardı ve Boston Maratonu’nu bitiren ilk kadın koşucu oldu.

Sonrasında dava açtı ve Boston Maratonu’nda kadınların da yarışması gerektiğini söyledi. Sahada verdiği muazzam çabanın aynısını saha dışında da gösterdi. Bu esnada kendisi de koşmaya devam ediyor, 1975 yılında New York’ta düzenlenen New York City Maratonu’ndan birincilikle ayrılıyordu. Boston Maratonu’na yönelik sürdürdüğü mücadele de bu yıllara sonuç verdi. Mahkemenin kararına göre artık Boston’da kadınlar da koşabilecekti. Switzer bu süreçte koşuculuğa devam ederek bunu mesleği haline getirip pek çok başarı elde etti. Koşu kariyerini sonlandırdığında beri ise hayatına TV programcısı ve yazar olarak devam etmekte. Bu süreçte verdiği mücadeleden esinlenen pek çok film, belgesel ve kitaba da konu oldu.

Hayat dediğimiz kavram böyle ideallerle güzel aslında. Yanlış giden bir şeyleri görüp, toplumun tabularına bakmaksızın ona düzeltmeye çalışmak. İlk anlarda kimse ne yaptığınızın farkına varamıyor, belki beklediğinizin tersine büyük bir tepkiyle karşılaşıyorsunuz fakat uzun vadede yaptığınızın kıymeti anlaşılıyor. Bu tam olarak değişimin yıkıcı etkisiyle ilgili. İnsanları konfor alanının dışına çıkardığınızda ilk anda buna uyum sağlayamayacaktır. Sonraki süreçte onların uyum sağlaması ise sizi yıllar sonra bile konuşulan ilham kaynağı figürlerden biri haline getirecek.

%d blogcu bunu beğendi: