google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Endüstri Mühendisliği MÜHENDİSLİK İşletme İİBF

İş Modeli Analizi: Spotify

Spotify, hemen herkesin duyduğu bir dijital müzik platformu. Premium ve ücretsiz üyelikleri bulunan Spotify, son dönemlerin en dikkat çeken start-uplarından biri olarak dikkat çekiyor. Dikkat çekmesinin en önemli sebebi ise sahip olduğu iş modeli. Ücretsiz üyelik sınırlı imkanlar sunduğu için onu bir kenara bırakırsak, premium üyelikte aylık 13.99 TL’ye milyonlarca şarkıyı hizmetinize sunabiliyor. Peki Spotify bunu nasıl yapabiliyor? Müzik sektöründe neleri değiştirdi, neleri değiştirecek? Bunu daha iyi anlamak için olayın biraz daha arka planına gitmek gerekiyor.

2001 yılında iTunes kurulana dek dijital dünyada müzik dinlemeye dair profesyonel bir çözüm sunulmuyordu. iTunes’un sunmuş olduğu “albüm değil şarkı başına ödeme” tekniği kısa zamanda geniş bir yankı uyandırdı. Çünkü bu sistemi kullanmak havalıydı ve en azından 1-2 şarkı satın alarak da sevdiğiniz müzisyenlere destek olabiliyordunuz. Her ne kadar sonraki yıllarda korsan müzik yazılımları iTunes’un gelirini etkilese de iTunes uzun bir süre dijital müzik piyasasının nabzını tutmaktaydı.

2010’lu yıllara gelindiğinde ise Spotify yeni bir akımın öncülüğünü üstlendi: Tek abonelik ücretiyle sınırsızca şarkılara erişim sağlamak. Burada Spotify’ın başını en çok ağrıtacak olan konu telif bedelleriydi. Nitekim günümüzde de firmanın en büyük finansal problemi halen aynı konu. Başlangıçta kurucu ekibin kendi sermayeleriyle ödenen telif bedelleri, sonrasında yatırımcıların yaptığı yatırımlarla karşılandı. Spotify bu yolda yıllarca zarar etmeyi göze aldı çünkü 8-10 yıllık orta vadenin ardından kâra geçeceğini planlıyordu.

Bugün gelinen noktada ise Spotify’ın öngörülerinin bir noktaya kadar doğru çıktığını söyleyebiliriz. Müzisyenler ve müzik yapımcıları Spotify’a yoğun ilgi gösterdiler çünkü şarkıları geniş kitlelere yasal bir şekilde yayılırken kendileri de bundan telif bedeli alabilecekti. Spotify da daha ekonomik olduğu için iTunes’un kitlesini kendisine çekip yeni kitleler de yaratarak beklediği kâr marjını 2020’lere gelmeden yakalayıp artan çizgide devam ettirecekti.

Spotify’ın planını olumsuz etkileyen kısım ise, Youtube’un müzik sektöründe öncü hale gelmesi oldu. Youtube insanlara müzikleri ücretsiz olarak sunma imkanı sunduğu için Spotify’ın potansiyel müşteri olarak gördüğü önemli bir kitle üye olmadı. Müzisyenlerin Youtube’u tercih etmelerinin en büyük sebebi ise tanınırlık. Youtube artık dünyanın en büyük video içerik platformu ve eğer yükselme potansiyeliniz varsa Youtube sizi önemli bir kitleye ulaştırıyor. Bu da müzisyenler için kitlelere ulaşmak adına önemli bir fırsat. Ayrıca Youtube bütün içerik sahiplerine reklam geliri sunduğu için müzisyenler adına bu da çekici bir unsur. Elbette Spotify’ın Youtube’a göre fark yarattığı özellikleri halen mevcut. İstediğiniz şarkıları önceden indirip internet olmadığında da kullanabilmek, müzik dinlerken aynı anda birkaç iş yapabilmek ve çalma listesi hazırlayabilmek bunlardan bazıları. Bugün sahip olduğu milyonlarca premium üyesi de bu hizmetlerin bir sonucu. Yine de Youtube’un kendisine önemli bir rakip olduğunu söylememiz mümkün. Bugün gelinen noktada ise Spotify ilk kez 2018 yılının bir çeyreğinde kâr açıkladı. Halk arzla birlikte kâr-zarar dengesini daha iyi bulan firma, muhtemelen önümüzdeki yıllarda kuruluş beklentisinin altında olsa da istikrarlı kâr düzeyine ulaşacaklar. Ayrıca son yıllarda yaptıkları podcast yatırımlarının da Spotify’ın marka değerine önemli katkı yapması bekleniyor. Podcast yayıncılığı gelecek vaat etse de Spotify’ın bu alanda istediğine ulaşması için gerçekçi ve fark yaratan bir sistem kurması gerekiyor.

%d blogcu bunu beğendi: