google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KİŞİSEL GELİŞİM

Dipten Zirveye: Romelu Lukaku

Hayatta herkes belli dönemlerde çeşitli problemler yaşamıştır. Kimisi maddi kimisi başka nedenlerden kaynaklı olan bu problemler, bizi olduğumuz durumdan daha aşağıya çeker. Genellikle bu durumlar bir süre devam etmektedir. Birbiri ardına yaşanılan o problemlerin bir an önce bitmesini bekleriz. Bu gibi anları bitiren ise, yaşanılan en kötü olaydır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz ve düşülen çukurdan yavaş yavaş yukarıya tırmanmaya başlarsınız. Romen Lukaku da tam olarak böyle bir hayata sahip. Hayatının ilk dönemleri tam anlamıyla dibe çöküş olarak nitelendirilen Lukaku, bugün geldiği noktada ise Manchester United’ın forveti ve aynı zamanda dünyanın en büyük forvetlerinden biri.

Hikayeyi biraz başa saralım. Lukaku, 1993 yılında Belçika’nın liman kentlerinden Anvers’te dünyaya geldi. Maddi imkansızlıkları çok fazlaydı ve hep yardıma muhtaç bir şekilde yaşadılar. Altı yaşında yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor Lukaku:

“Altı yaşındaydım ve okulda öğle arası verildiğinde eve geliyordum. Her geldiğimde öğle yemeği olarak yiyebildiğim tek şey ekmek ve süttü. Bu durum bir süre devam ettikten sonra yine bir gün geldiğimde bu sefer annemin sütle suyu karıştırmaya başladığını gördüm. Çünkü tek başına sütü kullanmak bizim için israf olmaya başlamıştı. “

Lukaku için durumun vahameti gittikçe artıyordu. Bölgesel olarak futbolculuk yapan babası kariyerinin sonundaydı ve elde ettiği düşük gelir de artık olmayacaktı. Bu durum, evlerindeki ilk başta sıcak suyun sonrasında da elektriklerin gitmesine neden oldu. Ekmeği bile mahallelerindeki fırıncının hoşgörüsüyle alabiliyorlardı. O günler, Lukaku için dibi gördüğü dönemlerdi. Artık bir şeyler yapması gerektiğini iliklerine kadar hissediyordu. Bu noktada tek çıkış yolu olarak futbolu gördü ve sürekli olarak onun peşinden gitti. Aylarca, yıllarca..

Kötü günler halen devam etmekteyken Lukaku iyiden iyiye çıkış yolunun futbol olacağına inanıyordu. 8 yaşında bir çocuk olarak her gün kilometrelerce yol yürüyecek kadar. Çeşitli takımlarda oynadıktan sonra kendisi için dönüm noktalarından olan Lierse’in genç takımına katıldığında 11 yaşındaydı. O günlerde aklında olan tek şey vardı: Belçika’nın en iyi oyuncusu olmak. Bütün güç çalışmalarını, teknik antremanları hep bu amaca giden bir araç olarak kullandı. Bunun karşılığını, 12 yaşındayken çıktığı genç takımda 34 maçta 76 gol atarak aldı. Bu yıllarda bir başka zorluk çıktı karşısına. Dedesi bir gün karşısına alıp Lukaku’ya şöyle demişti: “Çok iyi bir futbolcu olacağına inancım tam. Ben vefat ettikten sonra artık kızıma sen bakacaksın.”

Lukaku bu cümlenin ağırlığını düşünürken 5 gün sonra dedesinin vefat haberini aldı. Artık hayatta bir motivasyon kaynağı daha vardı. Hayatta en çok sevdiği insanlardan olan dedesinin vasiyetini gerçekleştirmek zorundaydı. Yeşil sahaya her adım attığında aklındaydı bu söz. Karşılığını da çok hızlı alacaktı: Henüz 16 yaşında Anderlecht’in şampiyonluk maçında oyuna girerek. Sonraki yıllarda bu yükseliş hız kesmeden devam etti. 17 yaşındayken sabah okula gidip öğleden sonra Anderlecht’in A Takımı’nda oynamak gibi uç bir hayata sahipti. Sürekli olarak Avrupa Ligi maçları için yurt dışına çıkıyor olması da onun yaşamının uç noktasını derinleştiriyordu. Sonraki süreç de Lukaku için aynı istikrarla devam etti. Belçika sınırlarında çok kalmadı ve 2011 yılında Chelsea’ye transfer oldu. Yaşadığı her sıkıntıda kendisini ait hissettiği Belçika’nın halkı ona ırkçı yaklaşımlar sergilese de o bunların çok ötesindeydi. Elektrikler kesildiğinde karanlıktan korkmaması için kardeşine dua ettiği günler, dedesine verdiği sözler hep aklındaydı. 2014 Dünya Kupası’nda Belçika formasıyla yer aldığında bir motivasyon unsuru daha eklendi. Tam 12 yıl önce sınıf arkadaşları 2002 Dünya Kupası hakkında konuşuyorlardı. Lukaku bu konuşmaya dahil olamamıştı çünkü o dönemde elektrikleri yoktu, zaten zor yayın yapan televizyonları onu bile göstermiyordu. İkinci Tur maçında attığı golle Belçika’yı 2014 Dünya Kupası’nda çeyrek finale taşırken aklında o günler vardı hiç şüphesiz. Bu motivasyon kaynakları onu hep zirvede tuttu ve bugün mevkisinde dünyanın en iyi futbolcuları arasında.

Unutmayın, sizi hayata bağlayan şey motivasyonunuzdur. Sabah kalktığınızda yapmak için can attığınız bir şey varsa başarılı olabilirsiniz ancak bu hayatta. Para ya da ödül sizi bir süre mutlu edecektir fakat sürdürülebilirliği içsel motivasyonunuza bağlı. Tıpkı Lukaku’nun 8 yaşında çıktığı yoldaki azmini bugün bile her sabah kalktığında koruyabilmesi gibi..
(NOT: Romelu Lukaku’nun çocukluk dönemiyle ilgili yaptığı açıklamalar, quora.com‘dan alınmıştır.)

%d blogcu bunu beğendi: