KARİYER

Noktaları Birleştirmek

Hepimizin hayata dair belli planları ve amaçları vardır. Onlar için çeşitli fedakarlıklar yapar, onlara ulaştığımızda hayatımızın daha mutlu ve huzurlu olacağını düşünürüz, oysa ki bu böyle değildir. Hayat, bizi düşündüklerimizden daha farklı şeylerle mutlu ya da hüzünlü yapar. Dolayısıyla mutlu ve/veya mutsuz olmamız sadece bizim anlık istediklerimiz ya da istemediklerimize bağlı olmayabiliyor. Biraz fatalist (kaderci) bir bakış açısı olabilir fakat açıkçası burada bizlerin geliştirebileceği bir çözüm yok, o durum bir şekilde yaşanacak. Kimi zaman istediğiniz bir şey yaşanacak, kimi zaman istemediğiniz.. Bu durumda yapmanız gereken şey, karşınıza çıkan olaylarda olayın perde arkasını da irdelemek. Steve Jobs, ünlü mezuniyet konuşmasında buna “noktaları birleştirmek” diyor. O efsanevi konuşmayı da aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=ZhsMRisEMSg

Bunun en çok yaşandığı durumlardan birisi, üniversite süreci. Bu süreçte hemen herkes yüksek puanlı bölümleri ister. Siz de aynı şekilde bu süreçteki bir üniversiteli adayına hangi bölümü hedeflediğini sorarsanız bu şekilde bir yanıt duymak istersiniz. Mühendislik, Tıp, Hukuk, Mütercim-Tercümanlık vb.. Oysa ki kariyerde başarılı olmak algılarımızda yer alan bu bölümlerden ibaret değildir. Genellikle kişilerin bambaşka yetenekleri vardır ve karşılaşacakları birbirinden bağımsız durumlar onları istedikleri noktaya taşır. Uluslararası Ticaret okuyan birisinin üniversitede yazılım kursuna gittiğini varsayalım. Sonraki yıllarda programlamaya daha da merak salar ve dünyanın çeşitli yerlerindeki yazılımları araştırıp, bunların başka ülkelere lisanslanmasını sağlar. Bunu ilk anda düşünmek mümkün mü? Açıkçası olayın içindeyken pek de mümkün değil. Sonraki dönemde bu noktalar birleşiyor ve kişiyi bir başarıya götürüyor.

Aynı şekilde bir Psikoloji öğrencisini ele alalım. Şu anda bu bölümün mezunlarına yönelik sunulan bazı alternatifler var. Klinik Psikoloji yüksek lisansı yapmak ya da çeşitli kurumlarda çalışmak gibi. Oysa ki bu bölümdeki bir öğrenci, farklı hobilerin içerisinde olsa kendisine bambaşka kariyer rotaları çizebilir. Örneğin, tenisçilerin anlık momentumlarını yakalayabilecekleri bir teknik geliştirip bunun eğitimlerini verebilir. Dünya klansmanındaki tenisçiler ya da onların antrenörleri bile böyle bir çalışmaya ilgi duyacaktır. Spor ve Psikoloji bu açıdan noktaların birleştiği bir çalışma olabilir.

Burada elbette Mühendislik, Hukuk, Tıp ve Mütercim-Tercümanlık gibi prestijli bölümlerin hakkını teslim etmeliyiz. Bu bölümler, pek çok kişiye hem statü hem de başarı getirme ihtimali yüksek olan bölümler. Öte yandan, herkesin bu bölümleri seçmesi, var olan saygınlıklarına zarar verebiliyor. Ayrıca, yeteneği ve ilgisi bu branşlarda olmayan kişiler de ilgi gösterince kariyer planlaması açısından pek çok kişi problemler yaşıyor.

O nedenle verdiğiniz kararların ya da içerisinde bulunduğunuz durumun iyi olması o anda sahip olduğunuz bakış açısına bağlı. Sadece yüksek puan aldığınız için en popüler bölümlere yönelmeyin. Ya da o bölümleri kazanamadığınız için kendinizde bir keşke oluşturmayın. Gerçekten kendinizi bir bölüme ait hissediyorsanız elbette onu kazanmak için zaman harcayabilirsiniz, belki bir yıl daha feda edebilirsiniz fakat bu eşik çok önemli. Üzerinde düşünülmeyi ve kendinize kariyer planlamayla ilgili bazı sorular yöneltmenizi gerektiriyor. Steve Jobs’ın mezuniyet konuşmasında bahsettiği bir örneği var: Kendisi üniversitede kaligrafi dersi alıyor fakat bu dersin hiçbir zorunluluğu yok, sadece hobi amaçlı gidiyor. Sonrasında Apple’da minimal tasarımlara odaklanırken o dönemki kaligrafi dersinden aldığı izlerle hareket ediyor. Bunu da yine o anda fark edemeyebiliyorsunuz fakat bir şekilde hayat gelip sizin önünüze sunuyor.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu duruma müdahale şansımız yok fakat o anlarda sahip olduğumuz bakış açısına göre, en azından değiştirme şansımız var. Bu nedenle yaşadığınız olaylar karşısında kendinizi küçümsemek, umutsuzluğa kapılmak ya da motivasyonunuzu bozmak yerine, bunun sizin için nasıl bir öğrenme süreci olacağını düşünün. Ardından sürekli olarak bir şeylerle ilgilenin. Uzmanlık alanınızı besleyecek olan bu ilgi alanları, size yaratıcılık da katacaktır. Elbette bunu yaparken uzmanlık alanınızı boşlamamanız gerekiyor. Bu bakış açısına sahip olmak, ilerleyen zamanlarda size fazlasıyla verimli geri dönüşler sağlayacaktır.

%d blogcu bunu beğendi: