google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KARİYER KİŞİSEL GELİŞİM

Zarafetin Bireysel Markalaşmadaki Yeri: Naomi Osaka

Naomi Osaka, son 6 aydır tenis dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri. Bu durumda elbette iki büyük turnuva kazanmasının önemi büyük fakat öte yandan gösterdiği duruş da kendisini ön plana çıkarmakta. Elde ettiği başarıları normalmiş gibi gösteren Osaka, hem saha içi hem de saha dışındaki tutumuyla kendisine geniş bir hayran kitlesi oluşturmuş durumda. Bu başarılarına ilk örnek, 2018 yılının Eylül ayında kazandığı Amerika Açık Tenis Turnuvası’ydı. Serena Williams’ın en formda olduğu dönemlerden biriydi ve kendi ülkesinde yapıldığı için seyirci desteği de arkasındaydı fakat Naomi Osaka tüm bunlara rağmen çok zorlanmadan şampiyonluğa ulaştı.

Amerika Açık’ta Osaka’nın başarısını taçlandıran olay ise, ödül törenindeki konuşmasıydı. Tarihte hem erkek hem de kadınlarda Grand Slam (Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon ve Amerika Açık’tan oluşan tenis turnuvalarına verilen ad) kazanan ilk Japon tenisçi olan Osaka, bunu 21 yaşında yapmasına rağmen lider duruşunu hep korudu. Seyircilerin ödül töreninde ıslıklarına karşılık tepki göstermek yerine “Serena’nın kendi seyircisi önünde rekor kırma fırsatını engellediğim için üzgünüm” demesi de zarafetinin bir sembolüydü. Nitekim dünyadaki spor basınının seyirciyi ayıplayıp Osaka’nın duruşunu vurgulaması da bu zarafetin bir sonucuydu.

Osaka bu duruşunu 2019’da da sürdürmeye devam ediyor. Yılın ilk Grand Slam turnuvası olan Amerika Açık’ta şampiyonluğa ulaşan Osaka; ödül törenindeki konuşmasında sıklıkla finaldeki rakibi Petra Kvitova’nın yaptığı dönüşe duyduğu saygıyı dile getirdi. (2016’nın son günlerinde evinde bıçaklı saldırıya uğrayan Kvitova, bu nedenle uzun bir süre tenisi bırakma durumuyla karşı karşıya kalmıştı.)

Bazı köşe yazılarında hırslı olmadığı dile getirilen Osaka, aslında bunun tam tersi bir şekilde, dünyanın 1 numarası unvanını korumak için artık daha fazla çalışıyor. Osaka’nın diğerlerinden tek farkı, hırsını içinde yaşayıp dışarıya zarafetini sunması. Bu da şu anda tenisi sevenlerin önemli bir kısmının Osaka’nın şampiyon olmasından mutluluk duymasını sağlıyor. Dolayısıyla, Osaka’nın tenis dünyasında bireysel bir marka olmaya başladığını söyleyebiliriz. Bu markalaşmada başarılarının yanı sıra elbette yukarıda vurguladığımız zarafet örnekleri de büyük bir role sahip. Spor dünyasının özlediği bu “başarılı ve zarif lider” figürünün önümüzdeki yıllarda ulaşacağı noktaları ise büyük bir keyifle takip edeceğiz.

%d blogcu bunu beğendi: