google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KİŞİSEL GELİŞİM

Zamanı Yönetebilmek

Günümüzde insanların farkında olmadan yaşadıkları en büyük problemlerden birisi, zamanlarını yönetememeleri. Bunun farkında olunmadığı için sonucunda çeşitli durumlarla karşılaşılıyor: Can sıkıntısı, görevleri tamamlayamamak ve hayatın anlamsız gelmeye başlaması gibi.. Bu durumların önüne geçmek için kısa vadede alabileceğiniz tedbirlerden ilki; post-itlere günlük hedefler yazmak. Aslında hepimiz uzun vadeli planlara odaklanırken anı kaçırıyoruz, bu da zamanı ıskalamamıza neden oluyor. Post-itlere günlük hedefler yazdığınızda bir gün içinde onlara odaklanıyorsunuz ve günün sonunda daha verimli bir 24 saat geride bırakılıyor.

Bu konudaki çözüm önerisinin, kendi hayatımda da uyguladığım için rahatlıkla başarılı sonuç verdiğini söyleyebilirim. -Elbette bu süreçte irade yönetiminiz ve isteğiniz olmalı- Örneğin, şu anda post-it’e yarınki görevlerimi yazarken üç maddeye odaklandığımı fark ettim:
1) Payeplon için gerekli içeriklerin planını hazırlayıp içerikleri yaz 2) Katılman gereken iki toplantının notlarını çıkar 3) Sabah erken kalkıp toplantıdan önce 5 km yürüyüş yap

Dolayısıyla benim 14 Mart’tan üç tane beklentim var. Bunları bitirdikten sonra zaman kalırsa çoktandır indirilenler listesinde duran The Kominsky Method’u izleyip kitaplıktan yeni bir kitaba başlayabilirim fakat bunlar sıralamayı değiştiremez. Bunu bir süredir yapıyorum ve açıkçası eskiden zamanımın tahmin ettiğimden daha boş geçtiğini fark ettim. Elbette bu süreçte sosyal medyada zaman geçirmek de boşa giden zamana neden oluyor. Bu noktada benim kişişel olarak uyguladığım method, sosyal medyayı biraz daha “boş anları dolduran tamamlayıcı” olarak görmek. Örneğin, istasyonda metronun beklenildiği 3-5 dakikada ya da arkadaşlarla buluşurken herkesin telefona yöneldiği belli anlarda bakmak gibi.

Yazıyı bir kamu spotu haline getirmemek için sosyal medyayı “bağımlılıktan kurtulun” gibi sloganlarla savuşturmak yerine bu gücün farkında olduğumu belirtmeliyim. Bununla beraber, çözümünün de yukarıda belirttiğim gibi görev sıralamasında saklı olduğunu söylemem gerekiyor. Eğer esas yapmanız gereken birkaç görevi yapıyorsanız kalan zamanınızın önemli kısmını sosyal medyaya ayırmanız ilk aşamada çok problem yaratmayacaktır. Elbette sonraki aşamalarda bunu azaltmak için çeşitli çalışmalar yapılabilir fakat bu gibi durumlarda minimumu kurtarmak ilk hedef olmalı, aksi takdirde o da elden gidebilir.

Dolayısıyla benim 14 Mart’tan üç tane beklentim var. Bunları bitirdikten sonra zaman kalırsa çoktandır indirilenler listesinde duran The Kominsky Method’u izleyip kitaplıktan yeni bir kitaba başlayabilirim fakat bunlar sıralamayı değiştiremez. Bunu bir süredir yapıyorum ve açıkçası eskiden zamanımın tahmin ettiğimden daha boş geçtiğini fark ettim. Elbette bu süreçte sosyal medyada zaman geçirmek de boşa giden zamana neden oluyor. Bu noktada benim kişişel olarak uyguladığım method, sosyal medyayı biraz daha “boş anları dolduran tamamlayıcı” olarak görmek. Örneğin, istasyonda metronun beklenildiği 3-5 dakikada ya da arkadaşlarla buluşurken herkesin telefona yöneldiği belli anlarda bakmak gibi.

Yazıyı bir kamu spotu haline getirmemek için sosyal medyayı “bağımlılıktan kurtulun” gibi sloganlarla savuşturmak yerine bu gücün farkında olduğumu belirtmeliyim. Bununla beraber, çözümünün de yukarıda belirttiğim gibi görev sıralamasında saklı olduğunu söylemem gerekiyor. Eğer esas yapmanız gereken birkaç görevi yapıyorsanız kalan zamanınızın önemli kısmını sosyal medyaya ayırmanız ilk aşamada çok problem yaratmayacaktır. Elbette sonraki aşamalarda bunu azaltmak için çeşitli çalışmalar yapılabilir fakat bu gibi durumlarda minimumu kurtarmak ilk hedef olmalı, aksi takdirde o da elden gidebilir.

%d blogcu bunu beğendi: