KİŞİSEL GELİŞİM

Yazarak Rahatlayın

Hepimizin aklında onlarca problem, kararsızlık, pişmanlık düşüncesi var. Sadece olumsuz değil tabi, mutlu olmamızı sağlayan güzel haberler ve duygular da var içimizde yer alan. Bu olumlu ve olumsuz duyguları doya doya yaşamak için ise onları birileriyle paylaşmak isteriz. İşte problem tam olarak burada başlıyor. Yaşadığınız duygular sizin için çok değerli olabilir fakat muhtemelen karşı taraf için o kadar da önemli değil. Çünkü o duyguları siz yaşıyorsunuz, dolayısıyla karşı taraf bu duyguları tam olarak hissedemeyebilir.

Bunun çözümü ise, duygularınızı paylaşma konusunda bir konumlandırma yapmanız. Arkadaşlarınıza her detayı değil, sadece sonuçları anlatmanız daha iyi olur. Böylece onlar da anlattıklarınıza daha dikkatli bir şekilde odaklanır ve hislerinize tam anlamıyla ortak olabilirler. Sonuca giden yolu ise yazarak paylaşmayı deneyebilirsiniz mesela. Hem böylece söyleyeceklerinizi kısıtlamak zorunda da kalmazsınız. Özellikle de üniversitede projeler geliştirdiğim dönemde bu stratejinin faydasını görmüştüm. O projelerin geliştirilme süreci benim için çok değerliydi. Kaç gece kahve eşliğinde yaptığım araştırmaların kıymetini ben bilebilirdim, çevremdekiler değil. Nitekim o dönemki duygu ve düşüncelerimi Word dosyasına yazıp sonra dönüp okuduğumda –tabi ki bencilliğe ya da kibire kapılmadan- kendimi sevebilmeyi öğrenmiştim. Çünkü kendimi sevmezsem yaşadığım o duyguları ve içimdekileri tam olarak yaşayamazdım, bu da bir süre sonra sönük birine dönüşmeme neden olurdu.

Burada şu noktaya biraz daha detaylıca değinmek gerekiyor; elbette dostlarınız sizin her şeyinizi önemser fakat sizinle aynı duyguyu yaşayamazlar. Çünkü onlar sizden farklı kişilerdir. Kendi içlerinde başka mutlulukları, üzüntüleri ve düşünceleri bulunur. Örneğin, bir şeyi tamamladığınızda ya da onu tamamen başarısızlıkla bitirdiğinizde sevincinizi ve üzüntünüzü paylaşırlar fakat ara süreçte bir şeyleri kendi başınıza yaşamanız gerekir. Öte yandan bu süreçte bir şeyleri paylaşmak zorunda hissedebilirsiniz çünkü bazen içimizdekiler bizi aşan noktaya gelirler. Yazmak da bu anların en güzel çözümü. Bırakın, kaleminizden ya da klavyenizden aksın cümleleriniz. Bir yerde paylaşmak zorunda değilsiniz, klasörde dursun ve zaman zaman açıp yazdıklarınıza bakın. Hayatın sizi hangi noktalara ve düşüncelere getirdiğini bizzat gözlemleyin. Bu gözleminiz, insanların sizinle ilgili yapacağı tespitlerden çok daha gerçekçi olacaktır.

%d blogcu bunu beğendi: