google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Endüstri Mühendisliği HOBİLER İşletme İİBF

Lokmacılar ve Türkiye’de Popülist Ticaret Anlayışı

“Bizden neden global bir marka çıkmıyor?” sorusunun sıklıkla tartışıldığına denk gelmişsinizdir. İşte bu sorunun kilit cevaplarından birisi başlıkta yatıyor. Nasıl ki Starbucks’tan sonra üçüncü nesil kahveciler, Nusret Gökçe’nin #SaltBAE hareketinden sonra da steakhouselar trend haline geldiyse şimdilerde de çikolata soslu lokmacıların bir anda her yerde açıldığını görmekteyiz. Bu durum aslında ülkemizde yeni değil. Bir kişi bir işten para kazandıysa hemen onun rakipleri ortaya çıkıyor ve aynı kazançları elde edeceğini düşünüyor. Burada yanlış nokta ise; sanki ürünün kendisi bulunmazmış gibi bir düşünce oluşuyor. Oysa ki önemli olan ürünün kendisi değil, onu geliştiren ticaretçinin yaratıcı düşünme kabiliyeti.

Örneğin, şu anda açılan lokmacıların pek çoğunun birkaç sene sonra kapanacağını göreceksiniz çünkü bu talep sürdürülebilir değil. Bu konudaki onlarca örnekten birisi, 1990’lardaki deri furyası. O dönemde Rusya’nın Türkiye’den bolca deri ithal etmesi üzerine Zeytinburnu-Beyazıt bölgesi başta olmak üzere pek çok yerde dericiler yayıldı. 1997’de Rusya’da kriz olunca bu talepler minimum seviyeye indi ve günümüze kadar pek çoğu kapandı. Bu noktada ticaret yapmak isteyenlerin önceliği ise, bir trendin içinde yer almak değil trend başlatmak olmalı. Kahvenin üstüne isim yazmak güzel bir trenddi, artık eski cazibesini yitirdi. Aynı şekilde lokmanın üzerine çikolata dökmek de güzel bir konsept fakat belli bir talebe kadar. Bu arada yeniliği ille de ürünün kendisinde yapmak zorunda değilsiniz. Kadıköy’deki Walter’s Coffee’nin Breaking Bad konsepti ya da Akaretler’deki Şairler Kahvesi’nin edebiyat vurgusu gibi ambiansa dayalı inovasyonlar da yapmak mümkün. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, bu mekanların kurgusunu alıntılamak da sürdürülebilir bir ticaret imkanı vermez çünkü amaç insanlara popüler olanı sunmak değil, farklı bir şey sunmak.

Daha önceki bir yazımızda da belirttiğimiz gibi iktisattaki Say Kanunu (Her arz kendi talebini yaratır) şu anda, tarihte hiç olmadığı kadar geçerli hale gelmiş durumda. İnsanların hem müzik-film-dizi gibi içeriklere, hem çeşitli portallara hem de vakit geçirecekleri mekanlara talebi aşırı şekilde artmış durumda. Bu sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok bölgesinde bu şekilde. Dolayısıyla onlara var olan şeyleri sunmak yerine farklı opsiyonlar geliştirmek önce Türkiye’de sonra da dünyanın çeşitli yerlerinde başarıya ulaşmak için olmazsa olmaz ögelerden biri haline gelmiş durumda.

%d blogcu bunu beğendi: