1955 yılında Amerika’nın özgürlük konusunda halen gideceği çok yol vardı. Rose Parks’ın başrolünde yer aldığı olay da bunu doğrular nitelikte. O yıllarda Alabama gibi pek çok eyalette şöyle bir kural vardı: Otobüsler üç kısımdan oluşur ve ön taraf sadece beyazlara aittir. Arka tarafta siyahiler oturur. Orta kısımlarda ise karışık kullanım olmasına rağmen beyazların önceliği bulunuyordu. Eğer o anda orta bölgede oturacak kadar beyaz yoksa otobüsteki siyahlar orayı kullanabilirdi fakat beyaz birisi geldiğince kalkmak zorundaydı. Otobüsün müsaitlik durumuna göre ayakta gidebilir ya da otobüsten inmesi gerekirdi.

Benzer olay Rose Parks’ın da başına geldi. Alabama eyaletinin Montgomery şehrinde otobüsün orta bölgesinde dört siyahi olarak giderlerken otobüse gelen dört kişi yanlarına geldi. Parks’ın üç arkadaşı kalkarken Parks bu duruma itiraz edip kalkmadı. Bu yaptığı yasalara göre suçtu ve otobüs şoförü de bu doğrultuda polisi çağırdı. Tutuklanan Parks, bu süreçte hem kendi çabaları hem de arkadaşlarının desteğiyle geniş kitlelerin ilgisini topladı. Davasının gerçekleşeceği gün şehirdeki 40 bin siyahi vatandaş toplu taşımayı kullanmayarak işlerine yürüyerek gitti. Bu durum sonrasında bir yıl sürecek olan Montgomery Otobüs Boykutu’nu (Montgomery Bus Boycott) başlattı. Bu eylem, dünyadaki “sivil itaatsizlik” kavramının yaygınlaşması açısından bir ilkti. Parks’ın hiçbir iş bulamadığı, ölüm tehditleri aldığı bu süreç kendisini dünyanın en ünlü pasifistlerin biri olarak ön plana çıkardı.

Bir yıl süren bu eylemler başarıyla sonuç verdi ve 1956 sonu itibariyle otobüslerdeki ırk ayrımcılığı son buldu. Bu durum hem siyahi hakları hem de Rosa Parks’ın liderliğini yansıtması açısından çok büyük bir gelişmeydi. Sonraki süreçte Parks, Montgomery’den taşındı ve ülke çapındaki siyahi haklarına yönelik çalışmalarına devam etti. 1999’da ABD Kongresi tarafından altın madalyayla ödüllendirilen Parks, 2005 yılında öldüğünde de tüm devlet yetkililerinin cenazesinde yer aldığı ve bütün Amerikan halkının saygı duyduğu bir ikon olarak son yolculuğuna uğurlandı.

Parks sadece siyahi haklarını korumakla kalmadı, insanlığa pek çok ders de verdi. Eğer doğru bildiğimiz bir şey varsa onun peşinden gitmemiz gerektiğini öğretti bize Parks. İlk başta insanların umursayacağını, hatta bazen bize cephe alabileceklerini fakat uzun vadede saygı duyacaklarını gösterdi kendi hayatıyla. Polis tarafından gözaltına alınıp ABD Kongresi’nin altın madalya vermesi buna yeterli bir örnek değil midir sizce de? Rosa Parks kendi ideallerinin peşinden giden ilk insan değildi, son insan da değil. Doğru bildiği yolda gidenlerin bir şekilde başarıya ulaşacağını gösteren çok güzel bir örnek sadece..

No responses yet

Payeplon'a Abone Olarak Güncel Yazılarımızdan Haberdar Olabilirsiniz:

%d blogcu bunu beğendi: