Lise yıllarında yaşadığım büyük hayal kırıklıklarından sonra açıkçası hayal kurma konusunda uzun süre çekimser kalmıştım. Çünkü gerçekleşmiyorlardı ve bu bende çeşitli problemler yaratıyordu. Sonraki yıllarda bu kez daha büyük bir çıkmazın içine düştüm; umutsuz anlarımda beni tekrardan ayağa kaldırmak için motivasyonum yoktu. “Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi” tam da böyle bir dönemde hayatıma girip hayata daha sıkı şekilde sarılmam için bir neden sağladı. Ayrıca bu süreçte –daha önce merak etmediğim- pek çok şeyi merak edip incelemeye başladım, bu da bana farklı konularda birikim sahip olmam açısından büyük bir kapı araladı.

Bu listeyi hazırlarken kafamdaki en büyük soru işareti ise, hayal kurduğum süreçteki problemleri yaşayıp yaşamamaktı. O yüzden bu listedeki her maddenin bendeki konumunu itinayla belirledim. Bu maddelerin hiçbirisi benim için gerçekleşmesi imkansız ya da mutlaka gerçekleştirilmesi gereken şeyler değil, hepsinde flu bir konum var. Öte yandan, “ileride hepsini gerçekleştirirsem hayattaki misyonumu kaybetmiş hisseder miyim?” gibi bir düşüncem de yok, çünkü bu liste belli periyotlarla güncelleniyor, muhtemelen o aşamaya kadar daha pek çok istek eklenecektir. Öte yandan, bu maddelerin her birinin öğrenme süreci var ve onları araştırırken öğrendiğim yeni şeylerin beni bilgi olarak bir adım öteye taşıdığını hissediyorum. Bu nedenle ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırlamanın, saplantılı hayaller kurmaktan çok daha faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Bu düşüncelerimi somutlaştıracak olursam; ölmeden önce yapılacaklar listemin başında Stamford Bridge’de Chelsea maçı izlemek var. Bunun sebebi de, ilk olarak 2004 yılında Premier Lig izlemeye başlamıştım ve hem oynadığı futbol hem de mavi rengini aşırı seven biri olarak forma rengiyle beni etkilemişti. Mesela bu istek, Stamford Bridge’den yola çıkarak Londra hakkında daha fazla şey öğrenmeme katkı sağladı ve yapılmasını istediğim bir aktivite olarak kamçı görevi görüyor. Aynı şekilde, Ueli Steck’in hayatını okuduktan sonra dağcılık da benim için hayatımın bir döneminde yapmak istediğim aktivelerden biri haline geldi. Bunu bir meslek ya da hayatımın geri kalanını harcayacağım şekilde değil, bir süre öğrenme süreci ve çeşitli dağlarda deneme tırmanışları gibi konumlandırabiliriz. Mesela bu maddeyle birlikte de dağcılık sporuyla ilgili inanılmaz bilgiler ve hikayeler öğrendim. O adanmışlık, tüm riskleri göze alıp dağa tırmanmak ve bu süreçte hayat, ölüm, tutku gibi kavramlara dair sundukları bakış açıları, benim de pek çok şeyi sorgulamama neden olmuştu. Bu nedenle hayal kurmayı çok sevmiyor olsanız da en azından bir “Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi” hazırlayıp bunu kılavuz olarak hayatınıza entegre etmenizi öneririm. Eğer sadece laf olsun diye değil, o listeyi gerçekten hissediyorsanız size perspektif, bilgi ve hayat enerjisi anlamında çok fazla olumlu durum ve düşünce katacaktır.

No responses yet

Payeplon'a Abone Olarak Güncel Yazılarımızdan Haberdar Olabilirsiniz:

%d blogcu bunu beğendi: