google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KİŞİSEL GELİŞİM

İşsizlik Maaşından 100 Milyon Dolara: Conor McGregor

2007 yılında 19 yaşındaki bir genç olan McGregor, tesisatçıda çalışarak ailesine maddi katkı yapmaktaydı. Bu durum birkaç yıldır McGregor’ın hayatında döngü halini almıştı fakat içinde bir kıpırdanma vardı, sahip olmak istediği hayat bu değildi. Kendisini o tesisatçıya, sabah gidip akşam eve dönme sistemine ait hissetmiyordu. Bir gün bu düşüncelerin arasında işten ayrıldı ve küçüklüğünden beri hayatında olan dövüş sporlarına yönelmeye karar verdi. Ailesi için bu istenmeyen bir durumdu çünkü Conor tesisatçıda kendisine meslek edinirken öte yandan eve katkı da yapıyordu. Yine de bir şey demediler ve çocuklarına destek oldular.

Conor McGregor için bu yıllar sabır testi gibiydi. Gittiği hiçbir antrenör onunla çalışmayı kabul etmiyor, kendisinin yetiştirilmeye değer olmadığını söylüyorlardı. Bu süreçte işsizlik maaşıyla geçinirken hayallerini de sürdürmesi gerekiyordu. Onlarca antrenörden bu şekilde ret yanıtı aldıktan sonra bir antrenör kendisiyle çalışmayı kabul etti. İçinde zaten var olan yetenek kendisini gösterdi ve karma dövüş sanatlarında (MMC) mahalli dövüşler sayesinde hızlıca sivrildi. Bu süreçte kendisine yol arkadaşlığı yapan Dee Devlin ile 20 yaşındayken evlenen McGregor, halen somut olarak büyük işler başarabilmiş değildi. Fakat hayatını tamamen karma dövüş sanatlarına adamıştı. Nitekim dört yıllık geçiş sürecinden sonra 2012’de aynı yıl içerisinde tüy siklet ve hafif siklet şampiyonlukları yakalayarak adından söz ettirmeye başladı. Sonraki süreçte yakaladığı başarılarla yurt dışında da tanınmaya başlayan McGregor, UFC’nin (Karma Dövüş Şampiyonası) sembol isimlerinden biri olmaya başladı.

Bu süreçte McGregor’ın ön plana çıkmasını sağlayan durumlardan biri ise, çok iyi bir stratejist olması. Belki en yetenekli dövüşçü değildi fakat sosyal medya kullanımı, rakipleriyle kurduğu diyalog ve dövüş stili onu hep seçkin biri olarak tanıttı. Dövüşü bıraktığını açıklayıp sonrasında yenileceğini bildiği halde Floyd Mayweather ile dövüşmesi de bu stratejinin bir parçasıydı. Kaybettiği bu maçın sabahında artık 100 milyon dolarlık bir servetin sahibiydi. Bir yıl ringlerden uzak kaldıktan sonra bu kez yeni rakibi Khabib Nurmagomedovdu. Conor McGregor bu maçı da kaybedeceğini biliyordu çünkü rakibi kendisinden fersah fersah yetenekli ve tutkuluydu. McGregor yine en iyi yaptığı işi yaparak maçtan aylar önce rakibi tahrik eden açıklamalara başladı. Sonuç olarak McGregor ikinci kez ringden mağlup ayrılırken yine yüz milyonlarca doları kasasına eklemişti.

Conor McGregor bu hayatıyla çok değerli mesajlar sunuyor. Örneğin, bir şeyi gerçekten çok isteyip uğruna mücadele ettiğinde hayatın seni başarıya taşıyacağını uygulamalı olarak gösteriyor bize. Öte yandan, bunu yaparken bir strateji belirlenmesi gerektiğini de söylüyor. Sadece çalışmak sizi teknik açıdan mükemmelleştirebilir fakat içinde bulunduğunuz sektör sizden sadece bilgi değil aynı zamanda eğlence de (show business) bekleyebilir. Özellikle de kitleleri etkileyecek biriyseniz bu önemli bir parçadır. McGregor, bu stratejiyi kendisini “hater” olarak konumlandırarak yaptı. Bunun herkes için doğru olduğunu söyleyemeyiz fakat sonuç itibariyle bir planı vardı ve yıllarca bunun üzerine odaklandı. İş hayatındaki amaçlarına bu kadar ulaşmışken özel hayatındaki yanlışları ise “başarıdan sonraki süreci yönetmek, başarıya giden süreci yönetmekten daha zordur” tezini doğrular nitelikte..

%d blogcu bunu beğendi: