google.com, pub-4233333229036275, DIRECT, f08c47fec0942fa0
İLİŞKİLER

İkili İlişkilerde Reddedilme Psikolojisi

Kişisel olarak hayattaki en çok uyguladığım felseferden birisi; yap gitsin. Açıkçası bunu ikili ilişkilerde de uygulayan biri olarak fazlasıyla önemli olduğunu düşünüyorum. Buradaki önemli olan nokta ise; flört ve sevgililik durumlarına yaklaşımınız. Tabi bir de her zaman net olmalısınız. Aksi takdirde reddedilmek hem sizi hem de karşı tarafı üzecektir.

İlk olarak net olma kısmıyla başlayalım. Sevgili olarak gördüğünüz birine karşı dost yaklaşımı sergilemeyin. Çünkü kendinizi yıpratır ve ilişkilere karşı daha negatif düşüncelere kapılırsınız. Bunun yerine, kendi içinizde duygularınızı bir süre düşünün ve gerçekten sevgili olarak görüyorsanız bunu söyleyin. O da olumlu bakarsa zaten mutlu son, olumsuz baktığında ise bunu normal karşılamalısınız. Çünkü herkesin aurasının uyduğu insan farklıdır, bunun bir denklemi yok. Aura konusunda elbette dış görünüş, sosyal statü ve maddi gelir gibi unsurların önemi var, bunu reddedemeyiz fakat insanlar genellikle bu maddelerde ortalama düzeydedir, o yüzden karşılıklı oluşan enerji daha çok ön plana çıkıyor. Yaşadığınız bu reddedilmeleri de kişisel probleminiz değil, normal bir durum olarak ele alın. Nasıl ki işe alımlarda işe kabul edilme gibi reddedilme de sürecin bir parçasıysa, ikili ilişkilerde de reddedilme ihtimali her zaman mevcut. Bunu bir psikolojik problem haline getirmeden ruh eşinizi aramaya devam edin.

Bu süreçteki en önemli konulardan biri ise, sizi reddeden kişiye karşı tutumunuz. Karşı taraf sizi reddettiğinde bunu saplantı haline getirmeyin, klasınıza zarar verecek davranışlardan kaçının. Eskisi gibi iyi olamazsınız belki fakat düşmanlık da oluşmasın aranızda. Sizi “iyi bir hatıra” olarak görmesine izin verin. Çünkü ileride hayatın size neler getireceğini bilemezsiniz, her zaman belli bir açık kapı bırakın. Buradaki kast edilen, “birlikte olma ihtimaliniz bulunacak” düşüncesi değil. Birlikte olmasanız da karşı tarafla birbirinize çeşitli şekillerde ihtiyaç duyabilirsiniz ya da hayat sizi başka bir noktada bir araya getirebilir. Koruduğunuz klasınız sayesinde yıllar sonra bir araya geldiğinizde karşı taraf sizinle rastlaşmaya negatif bakmayacaktır. Geleceği her detayıyla planlamak bizim elimizde olmadığı için insanlara ve olaylara karşı keskin yaklaşmamak gerekiyor.

%d blogcu bunu beğendi: