Genel KARİYER KİŞİSEL GELİŞİM

İş Hayatındaki İlk Yıllarda Sabretmenin Önemi

Üniversiteyi bitirip işe giren yeni mezunların en çok şaşırdığı durumlardan birisi, karşılaştıkları ortam. Burada kast edilen iş yükünün çok yorması değil. İnsanların birbirinin arkasından konuşması, yöneticilerin yüzüne gülünüp arkasından sallanması, çalışanlar arası yapılan haksızlıklar pek çok yeni mezunun iş hayatına dair hevesini köreltmekte. Bu gibi problemleri KOBİ’lerden büyük kurumsal firmalara kadar her şirkette çeşitli şekillerde görmek mümkün. Ayrıca yine ilk yıllarda düşük maaş verilip “esnek çalışma saatlerinde” çalıştırılmak istenmesi de gençlerin motivasyonuna ciddi şekilde zarar vermekte.

Böyle bir durumla karşılaşırsanız (ya da karşılaştıysanız) kendinize şu soruyu sorun: “Bu iş ve iş yeri bana neler katabilir?”

Eğer bütün problemlerine rağmen sizin mesleki gelişiminize katkı sağlıyorsa devam edin. Çünkü şu anda çok çok az insan bir firmada uzun yıllar boyunca çalışıyor, dolayısıyla bir süre sonra başka fırsatlar kapınıza geldiğinde onları zaten değerlendirebilirsiniz. Fakat o fırsatların oluşması için siz kendinize teknik beceri anlamında bir şeyler eklemelisiniz. Bırakın firmada isteyen istediği gibi takılsın, önemli olan sizin kendi mesleki gelişiminizi hangi noktaya taşıdığınız. Açıkçası oradan çıkıp başka bir yere gittiğinizde de benzer durumları görme ihtimaliniz çok yüksek, çünkü günümüz iş hayatının yarattığı sistem insanları kısır bir döngünün içerisine itiyor. Bu süreçte denge politikasını koruyup herkesle benzer iletişim seviyesinde kalarak yolunuza devam edin. İlk yıllar genellikle böyledir. Firma ucuz ücret karşılığında sizden iş gücü alır, siz de bunun karşılığında firmayı basamak olarak görüp kendinizi uzmanlaştırdığınızda daha iyi imkanlara sahip başka bir firmaya geçersiniz.

Tabi bunun tam tersi de mümkün. Maddi imkanları güzel, iş ortamı fena olmayan bir yerde de çalışabilirsiniz. Diğer iş yerinde sorduğunuz soruyu burada da yine sormanızı öneririm: “Burada çalışmak bana ne katacak?” Biraz önyargılı yaklaşılabilir fakat bir şey öğretmiyorsa ben esas bu işin bırakılabileceğini düşünüyorum. Çünkü yaklaşık 35-40 yıllık iş hayatınız olacak, hep o firmada kalacağınızın garantisi yok. Peki kendinizi geliştiremediyseniz o firmadan çıktığınızda ne yapacaksınız? Sanki sizi daha çok zorlayacak işe yönlendiriyormuşum gibi düşünebilirsiniz fakat öyle değil, sizi daha çok geliştirecek işe yönlendiriyorum sadece. Tabi ki para önemli, sonuçta emek veriyorsunuz fakat uzun vadeli kazançları düşünürsek ilk birkaç yıl gerektiğinde (bu nokta önemli, belki de gerekmeyecek ve kendinizi, size daha fazla maaş veren yerde daha iyi geliştireceksiniz) daha düşük maaşı da kabul edebilirsiniz. Oradan edineceğiniz katma değerli teknik bilgi (know-how) sizi sonraki aşamalarda yöneticilik, danışmanlık ya da girişimcilik serüvenlerinde şu anda düşünemediğiniz noktalara getirebilir. 10 yıl sonraki her şeyi şimdiden planlamak mümkün değil, zaten bunun için çabalamaya gerek de yok fakat sadece önünüzdeki artıları ve eksiler iyi planlayın. Artıların daha fazla olduğu yerdeyseniz bir süre sabredin, olayların sizi mükemmel yerlere getireceğini göreceksiniz.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: